Yeni Türk Ticaret Kanunu Kapsamında Genel Kurul Kararlarının Butlanı

YENİ TÜRK TİCARET KANUNU KAPSAMINDA

GENEL KURUL KARARLARININ BUTLANI

Giriş

Bilindiği üzere butlan; bir hukuki olayın geçerli sayılabilmesi için gerekli olan temel unsurların yokluğunu ifade etmektedir. Batıl kararlar, alındığı tarihten itibaren hukuki sonuç doğurmadıkları gibi, bu nitelikteki kararın uygulanmış olması geçersizliğini de etkilememektedir. Eski Türk Ticaret Kanunu’nun 381.maddesinde, genel kurul kararlarının iptali istemiyle dava açılmasının şartları ve esasları düzenlenmekle birlikte, genel kurulun butlanı ile ilgili herhangi bir hüküm yer almamaktaydı. Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda ise, genel kurulun aldığı bazı kararların batıl olduğuna ilişkin maddeler bulunmaktadır. Nitekim, Yeni TTK’nun 447. ve 622. maddeleri, genel kurulların butlanı ile ilgili hükümleri içermektedir. Bu nedenle, genel kurulun butlanı ile genel kurul kararlarının iptalinin farklı anlamlar taşıdığını ortaya koymak gerekmektedir.

Genel Kurul Kararlarının İptali

Eski Türk Ticaret Kanunu’nun 381.maddesinde; toplantıda hazır bulunup da karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmeyen veya toplantıya çağrının usulüne uygun yapılmadığını veya gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini veya genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kişilerin karara katıldığını iddia eden pay sahiplerinin, bununla birlikte şirket yönetim kurulu üyelerinin veya genel kurulda alınan kararların yerine getirilmesi yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin şahsi sorumluluklarını gerektirdiği durumlarda bunların her birinin, kanun, anasözleşme hükümlerine veya iyi niyet esaslarına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, toplantı tarihinden itibaren üç ay içerisinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye müracaat ederek iptal davası açma hakları bulunduğu belirtilmektedir.

Eski TTK’nun 383.maddesi gereğince, genel kurul kararının iptaline ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra tüm pay sahipleri hakkında hüküm ifade etmektedir. Dolayısıyla, belirtildiği şekilde açılan bir genel kurulun iptali davasının hukuki sonuç doğurması için, konuyla ilgili olarak verilen mahkeme kararının kesinleşmesi gerekmektedir.

Yeni TTK’nun 445.maddesinde; 446.maddede belirtilen kişilerin, kanun veya anasözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilecekleri belirtilmekte olup 446. maddede ise, Eski TTK’nun 381.maddesi içeriğine benzer hükümlere yer verilmektedir.

Buna göre, genel kurul kararlarının iptaline ilişkin düzenlemeler boyutuyla, eski ve yeni kanunda farklı, yeni bir yaklaşım göze çarpmamaktadır.

Genel Kurulun Butlanı 

Yeni TTK’nun 447.maddesinde; genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olduğu belirtilmektedir.

Maddenin yazımında dikkat çeken ilk husus, üç madde halinde sıralanan kararlardan önce “özellikle” ibaresine yer verilmiş olmasıdır. Batıl kararların sayısının sınırlandırılmamış olması, belirtilenlerin dışındaki kararların da aynı kapsamda değerlendirilebileceğine işaret etmektedir. Kanun koyucu, batıl kararların tümünü 447.maddeye yazmak yerine, “özellikle” kelimesiyle vurgu yaparak daha geniş bir anlam yüklemeyi tercih etmiştir.

Yeni TTK’nun 391.maddesinde belirtilen batıl yönetim kurulu kararlarında da aynı yazım tekniğinin kullanılmış olduğu dikkate alındığında, Kanunun kendi içinde tutarlı bir metoda sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir.

Batıl olarak nitelenen genel kurul kararları irdelendiğinde, pay sahiplerinin genel kurul toplantısına katılmasını ve asgari oy hakkını kullanmasını sınırlandıran veya ortadan kaldıran kararların batıl olduğu görülmektedir. Şirket işlerine ilişkin haklarını genel kurulda kullanan pay sahipleri en az bir oya sahiptir. Oy hakkı, payın kanunen veya esas sözleşmeyle belirlenmiş en az miktarının ödenmesiyle doğduğundan, bu şartı yerine getiren pay sahipleri hakkında genel kurulda alınan aksine kararlar geçersizdir. Kanunun 445 ve 446.maddeleri uyarınca açılacak davalar ile ilgili olarak pay sahiplerinin haklarının sınırlandırılması veya ortadan kaldırılmasına dair kararlar da batıl olarak değerlendirilmiştir.

Pay sahiplerinin en temel haklarından biri olarak kabul edilen bilgi alma ve inceleme hakkı konusunda TTK’nda bazı sınırlamalar yer almaktadır. Kanunun 437.maddesine göre, bilgi verilmesi sadece, istenilen bilgi verildiği takdirde şirket sırlarının açıklanacağı veya korunması gereken diğer şirket menfaatlerinin tehlikeye girebileceği gerekçesiyle reddedilebilecektir. Şirketin ticari defterleriyle yazışmalarının pay sahibinin sorusunu ilgilendiren kısımlarının incelenebilmesi için, genel kurulun açık izni veya yönetim kurulunun bu hususta kararı gerekmektedir. Aynı madde uyarınca, bilgi alma ve inceleme hakkının, esas sözleşmeyle ve şirket organlarından birinin kararıyla kaldırılması ve sınırlandırılması mümkün değildir. Kanunda çerçevesi açıkça belirlenen söz konusu hakkın kullanımına ilişkin sınırlama getiren genel kurul kararları batıl olarak nitelendirilmiştir.

Bununla birlikte, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlar batıl sayılmıştır. Kanunun 447.maddesinde belirtilenlerin haricindekiler ise, yargı mercileri tarafından değerlendirilmek suretiyle karara bağlanacak mahiyetteki kararlardır.

Yeni TTK’nun 622.maddesi uyarınca, anonim şirketlerin genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümler, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağından, genel kurulun butlanına ilişkin düzenlemeler her iki şirket türünü yakından ilgilendirmektedir.

Butlan Davası

Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda, genel kurul kararlarının batıl addedilmesine ilişkin hükümlere yer verilmiş olmasına karşılık, butlan davası açılmasının usul ve esaslarına dair özel düzenleme bulunmamaktadır. Konuyla ilgili olarak 448-451.maddelere bakıldığında; yönetim kurulunun iptal veya butlan davasının açıldığını ve duruşma gününü usulüne uygun olarak ilan edeceği ve şirketin internet sitesine koyacağı, mahkemenin, şirketin istemi üzerine muhtemel zararlarına karşı davacıların teminat göstermesine karar verebileceği, mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği, genel kurul kararının butlanına ilişkin mahkeme kararının, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade edeceği, yönetim kurulunun bu kararın bir suretini ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak zorunda olduğu, genel kurulun kararına karşı kötüniyetle iptal veya butlan davası açıldığı takdirde, davacıların bu sebeple şirketin uğradığı zararlardan müteselsilen sorumlu olacakları hususlarına yer verildiği görülmektedir.

İptal davasında öngörülen üç aylık hak düşürücü sürenin aksine, butlan davası için herhangi bir süre şartı getirilmemiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 27.maddesinde; Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz, yani geçersiz olduğu belirtilmiştir. Sözü edilen Kanunda, batıl kararların iptali ve zamanaşımına ilişkin süre öngörülmemektedir. Bu durumda, batıl genel kurul kararları hakkında dava açılması süreye bağlı olmadığından, kararın alındığı tarihten itibaren her zaman butlan davası açılmasının mümkün olduğu sonucu doğmaktadır.

Sonuç

Yeni TTK ile getirilen yenilikler içerisinde bulunan genel kurul kararlarının butlanı hususu, Kanunun uygulanması sürecinde önemli sonuçlar doğuracak nitelikteki düzenlemeler arasında görülmektedir. Pay sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması açısından son derece yerinde olmasına karşın, batıl kararların kapsamı net olarak ortaya konulmadığından ve açılacak davaya dair süre şartı getirilmediğinden, şirket alacaklıları, yönetim, pay sahipleri için bazı sorunlar yaratabileceği düşünülmektedir. Butlan davasına konu olan ve yetkili mahkeme tarafından geçersiz sayılan genel kurul kararı dolayısıyla oluşacak ortamın hukuki sonuçları değerlendirildiğinde, geriye dönük işlemlerde telafisi güç etkileri olacağı açıktır. Bu nedenle, halka açık şirketler başta olmak üzere anonim ve limited şirketlerin genel kurul toplantılarında çok daha dikkatli hareket edilmesi, tereddütlü kararlar konusunda ayrıntılı araştırma yapılması uygun olacaktır.

Hayrettin GÜRSEN

Gümrük ve Ticaret

Başmüfettişi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir