Yeni TTK’ya Göre Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulunun İbrası

YENİ TÜRK TİCARET KANUNU KAPSAMINDA

ANONİM ŞİRKETLERDE YÖNETİM

KURULUNUN İBRASI

Giriş

Aklama, temize çıkarma anlamında kullanılan ibra, yönetim kurulunun bir yıllık işlem ve faaliyetlerinin genel kurula sunularak görüşülmesi neticesinde ortaklar tarafından kabul edilmesiyle gerçekleşmektedir.

Genel kurulca seçilen ve yetkilendirilen yönetim kurulu, şirketin nam ve hesabına anasözleşmede belirtilen amaç ve faaliyetlere paralel olarak genel kurulca istenen ve belirlenen hedefleri yerine getirmeye yönelik işlemlerde bulunmakta, yıl içinde yapılan harcamalar ve diğer çalışmalar ertesi yıl yapılan olağan genel kurul toplantısında ortakların bilgisine sunulmaktadır.

Yönetim kurulunun faaliyetleri ile bilançonun genel kurulda onaylaması yönetimin aklanması anlamına gelmektedir. Yapılan harcamaların ve işlemlerin genel kurulca ibra edilmiş olması aynı zamanda yönetim kurulunun hukuki sorumluluğunu da ortadan kaldırmakta, ibra kararı verilmek suretiyle yönetim kurulunun, ibra edilen dönem için hukuki sorumluluğunu gerektirecek bir durumun olmadığı kabul edilmektedir.

Şirketin genel kurul toplantı gündemine konulan “yönetim kurulunun ibrası” maddesinin görüşülmesi neticesinde yapılan oylamada, yöneticiler hakkında ibra kararı alınması halinde, sözü edilen karar ilgili dönem yöneticilerinin tamamını ve tüm faaliyet dönemini kapsamaktadır.

İbranın Kapsamı

Yürürlükteki 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (ETTK) 380. maddesine göre, aksine bir açıklama olmadığı takdirde bilançonun genel kurulca tasdik edilmesi yönetim kurulunun ibrasını da kapsamaktadır. Maddede ayrıca; bilançoda bazı hususların belirtilmemesi veya bilançonun şirketin gerçek durumunun görülmesine mani yanlış birtakım hususları içermesi halinde ibranın geçerli olmayacağı da hüküm altına alınmıştır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (YTTK), yönetim kurulu üyelerinin seçimi, süreleri, ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları genel kurulun devredemeyeceği yetkiler arasında sayılmıştır. Her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılması zorunlu olan olağan genel kurul toplantılarında, diğer hususların yanı sıra yönetim kurulu üyelerinin ibralarına ilişkin görüşme yapılarak karar alınması gerekmektedir.

YTTK’nun 424.maddesinde, bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararının, kararda aksine açıklık bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve denetçilerin ibrası sonucunu doğuracağı, bununla birlikte, bilançoda bazı hususlar hiç veya gereği gibi belirtilmemişse veya bilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine engel olacak bazı hususları içeriyorsa ve bu hususta bilinçli hareket edilmişse onamanın ibra etkisini doğurmayacağı hükmüne yer verilmiştir.

TTK’nun 380.maddesi içeriğine paralel düzenlenen bu maddedeki ayırt edici özellik, ibranın varlığı için bilanço konusundaki menfi durumun bilinçli olarak yapılmış olması şartının aranmasıdır. YTTK’nun 558.madde hükmü gereği olarak, ibranın kapsadığı maddi olayların da açıklanması gerekmektedir. Bu durumda, gündemde yer alan yönetim kurulu üyelerinin ibrası maddesi görüşülürken, ibranın hangi maddi olayları kapsadığı açıklanmalı, konunun müzakeresinden sonra oylama yapılmalıdır.

Bu çerçevede, YTTK’na göre ibranın geçerli olması için; yönetim kurulunun ibrasının genel kurul toplantısında ayrı bir gündem maddesi olması, ibranın kapsadığı maddi olayların detaylı şekilde açıklanması, bilançonun genel kurulca onaylanması, bu kararda aksine bir açıklık bulunmaması, bilançoda tüm hususların tam ve gereği gibi belirtilmiş olması, bilançonun şirketin gerçek durumunun görülmesine imkan sağlayacak tarzda düzenlenmiş olması şartları aranmalıdır.

Genel kurul müzakerelerinde veya genel kurula sunulan bilançoda açıklanan maddi olaylar dışındaki olaylar nedeniyle, daha sonra yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun söz konusu olması durumunda, şirket tarafından yönetim kurulu üye/üyeleri hakkında zarar ziyan davası açılmasını engelleyen bir hüküm ETTK’da bulunmamaktadır. Ayrıca ibra kararı alınmamışsa aynı durum YTTK’da da geçerlidir.

Diğer taraftan, şirketin yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanmaları mümkün değildir.

İbra Kararının İptali

YTTK uyarınca, genel kurul toplantısında haklarında ibra kararı alınan yönetim kurulu üyeleri ile ilgili ibranın, daha sonra yapılacak herhangi bir genel kurulda yeniden görüşülerek  kaldırılması engellenmiştir. Getirilen bu yenilik, yönetim kurulu üyeleri açısından bir güvence niteliğindedir.

Bununla birlikte, 445.madde hükmünün saklı olduğu belirtilmek suretiyle, 446’ncı maddede belirtilen kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilecekleri düzenlenmiştir.

Sözü edilen maddede dava açmaya yetkililer; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri şeklinde sayılmaktadır.

Diğer yandan, şirket genel kurulunun, yönetim kurulu üyeleri hakkında aldığı ibraya ilişkin kararın, pay sahiplerinin dava haklarına etkilerine bakıldığında, ikili bir ayrıma gidildiği görülmektedir. İbra kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldırmaktadır. Buna göre, genel kurul toplantısına katılarak ibra lehinde oy kullanan pay sahipleri ile yönetim kurulu üyeleri hakkında ibra kararı alındığından haberdar olarak hisse sahibi olan pay sahiplerinin dava açma hakları ortadan kalkmaktadır. Genel kurulda ibra aleyhinde oy kullanan diğer pay sahiplerinin dava hakları ise, ibra tarihinden itibaren altı ay olarak belirlenmiş olup bu sürenin geçmesiyle dava hakkının düşeceği öngörülmüştür.

Hukuki Sorumluluk Davası

ETTK’da, ibra edilmeyen yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılacak mali sorumluluk davası 341.maddede düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca dava açılabilmesi için, öncelikle konuyla ilgili olarak şirket genel kurulunda karar verilmesi, bu karar doğrultusunda şirket adına denetçiler tarafından dava açılması gerekmektedir. Ayrıca, genel kurulda dava açılmamasına karar verilmesine rağmen esas sermayenin en az 1/10’unu temsil eden pay sahiplerinin dava açılması yönünde oy kullanması halinde, bir ay içerisinde dava açılması zorunluluğu bulunmaktadır.

YTTK uyarınca ise, şirketin uğradığı zararın tazmini, şirket ve her bir pay sahibi tarafından istenebilecektir (555/1). Bu haliyle, yöneticiler hakkında genel kurul kararı alınarak dava açılması şartının getirilmediği ortaya çıkmaktadır. Kanunda genel kurulun görev ve yetkilerini düzenleyen 408.maddeye bakıldığında; genel kurulun, kanunda ve esas sözleşmede açıkça öngörülmüş bulunan hallerde karar alacağının belirtildiği, yönetim kurulu üyeleri hakkında dava açılmasına ilişkin olarak görev ve yetkiye yer verilmediği görülmektedir. Diğer maddelerde de bu yönde bir görev ve yetki bulunmamaktadır. Belirtilen hükümlere göre, yöneticiler hakkında dava açmaya genel kurulun yetkili olduğuna ilişkin şirketin esas sözleşmesinde hüküm bulunmaz ise, genel kurulun bu konuda görev ve yetkisinin olmadığının kabulü gerekecektir.

Yönetim kurulu üyelerinin şirketi zarara uğratıcı eylemleri nedeniyle haklarında dava açılabilmesinin ön koşulu olan genel kurul kararının varlığı YTTK’da açıkça düzenlenmediğinden, yönetim kurulu üyelerinin mali sorumluluğu hakkında açılacak davalarda, dava açmaya yetkililer açısından tartışmalı durumların ortaya çıkacağını düşünmekteyiz.

Dava Zamanaşımı

Bir diğer husus, yönetim kurulu aleyhine açılacak davalarda zamanaşımı konusu olup ETTK’nın 341.maddesinde buna ilişkin hüküm yer almamaktadır. YTTK’da, sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkının, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı belirtilmektedir.

Ancak zarar doğuran eylem cezayı gerektiriyor ise ve Türk Ceza Kanunu’na göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanacaktır. Buna göre, yönetim kurulu üyeleri hakkında açılacak mali sorumluluk davalarında zamanaşımı süresinin, fiilin cezai sorumluluk doğurmadığı hallerde azami 5 yıl olması gerekmektedir. Sorumlular aleyhinde açılacak davalarda yetkili mahkeme şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesidir.

YTTK’da ibra ile ilgili kısımda kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin ve denetçilerin, şirketin kuruluşundan ve sermaye artırımından doğan sorumluluklarının, şirketin tescili tarihinden itibaren dört yıl geçmedikçe sulh ve ibra yoluyla kaldırılamayacağı düzenlenmiştir. Belirtilen sürenin geçmesinden sonra sulh ve ibra ise ancak genel kurulun bu konuya ilişkin açık onayıyla geçerlilik kazanacaktır. Kanunda azlık hakkı kapsamında yapılan düzenleme uyarınca, esas sermayenin onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahiplerinin genel kurulda sulh ve ibranın onaylanmasına karşı olması durumunda, sulh ve ibranın genel kurul tarafından onaylanması gerçekleşmeyecektir.

Sonuç

YTTK’da, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyelerinin ibralarına ilişkin esaslı değişiklikler getirilmemiş olmakla birlikte, özellikle yöneticilerin ibrasının gündeme alınması, ibraya konu maddi olayların genel kurula açıklanması ve ibra edilmeyen yöneticiler hakkında dava açılmasına dair konularda dikkatli hareket edilmesi gereği ortaya çıkmaktadır.

Bu nedenle, anonim şirketlerin genel kurul toplantılarına hazırlık sürecinde ibra ile ilgili hususlara yetkililerce ayrı bir önem verilmeli, bu bağlamda, şirket bilançosunun genel kabul görmüş muhasebe ilke ve esaslarına uygun şekilde ve ayrıntılı olarak düzenlenmesinde çok daha titiz davranılmalıdır.

Hayrettin GÜRSEN

Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir