escort malatya escort, konya escort Mirası Bırakan Kişinin Vergi Borcundan Mirasçıların Sorumluluğu | Siyami Özkan

Mirası Bırakan Kişinin Vergi Borcundan Mirasçıların Sorumluluğu

MİRASI BIRAKAN KİŞİNİN VERGİ BORCUNDAN

MİRASÇILARIN SORUMLULUĞU

I-BORÇLUNUN (MURİSİN) ÖLÜMÜ HALİNDE TAKİP:

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 28’inci maddesinde; “Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer. Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder.” denilmektedir. Ölüm de doğum gibi birçok hukuki sonuçların doğmasına neden olmaktadır. Ölüm halinde, ölenin vergi borçları mirası reddetmemiş mirasçılara geçmektedir. Bu durumda muhatap mirasçılardır. Ancak, mirasçıların bulunmaması ya da mirsasın red edilmesi halinde ise alacaklı durumdaki vergi idaresinin hukuksal olarak başvurabileceği kimse bulunmamaktadır. Diğer taraftan ölenin fiilinden doğan vergi cezaları Vergi Usul Kanunu’nun 372’inci maddesi uyarınca ölümle kalkmaktadır. Bu cezalar ölenin mirasçılara intikal eden, mal, hak ve ticari varlığından alınamadığı gibi mirası reddetmemiş mirasçıların mal varlıklarından da alınamaz.

A-Mirasçılara Tebliğ:

Bilindiği üzere, mirasçılar ölenin vergi borçlarından dolayı, miras hisseleri nispetinde sorumludurlar. Bu nedenle mirasçılara yapılacak tebliğin, mirasçıların her birine ayrı ayrı yapılması gerekir. Eğer, verginin tamamı ile ilgili tebliğ, mirasçılardan birine yapılırsa tebliğ, sadece o mirasçının hissesi için geçerlidir.

Mirasın varisler tarafından reddedilme süresi olan üç aylık süre içinde genelde tebliğ yapılmaz. Ancak, acele hallerde mirasçılara üç aylık süre içinde de tebliğ yapılabileceği, Danıştay’ca kabul edilmektedir. Eğer, miras reddedilirse zaten tebliğ geçersiz sayılacaktır. Ancak, mirasın reddedilmemiş olması durumunda ise yapılan tebliğ geçerli olacaktır(1).

B-Takibin Devamı:

6183 sayılı Kanunun 7’inci maddesinde, borçlunun ölümü halinde mirası reddetmemiş mirasçılar hakkında bu Kanun hükümlerinin tatbik edileceği ve borçlunun ölümünden önce başlanılmış olan işlemlere devam edileceği açıklanmıştır.

Borçlunun ölümünden önce 6183 sayılı Kanun çerçevesinde başlatılmış takip işlemlerinin tereke üzerinde devam ettirilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, anılan Kanun’un 50’inci maddesi gereğince tereke hakkındaki takip işlemleri ölüm günü dahil 3 gün süre ile durdurulacak, 3’üncü günün bitiminden itibaren takip işlemlerine devam edilecektir.

Terekenin bir mahkeme veya iflas dairesi tarafından tasfiyesini gerektiren hallerde ise takip işlemleri durdurulacak, terekenin tasfiyesini yürüten mercie takibi gereken amme alacakları bildirilecektir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 590 ve 619’uncu maddeleri gereğince defter tutmaya karar verilmesi halinde, defter tutma işlemlerinin devam ettiği süre içinde terekeye dahil mal varlıklarının satışı yapılamayacaktır.

C-Mirasçılar Nezdinde Takip:

Borçlunun ölümü halinde mirası reddetmemiş mirasçılar hakkında 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.

6183 sayılı Kanunun 50’inci maddesi uyarınca, mirasçılar, mirası kabul veya ret etmemişlerse bu hususta 4721 sayılı Kanunda belirlenmiş süreler geçinceye kadar haklarındaki takip durdurulacaktır. 4721 sayılı Kanunun 606’ıncı maddesinde; mirasın 3 ay içerisinde retolunabileceği hükme bağlanmış olup, bu süre içerisinde mirasın kabul edildiğine ilişkin bir bilgi edinilmeden mirasçılar hakkında takip yapılmasına imkan bulunmamaktadır.

Ancak, 4721 sayılı Kanunun 610’uncu maddesi uyarınca, mirası ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetiminde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı mirası reddedemeyeceğinden, mirası ret hakkından mahrum olan bu mirasçılar hakkında mirası ret süresi beklenilmeden takip işlemlerine devam edilmesi gerekmektedir.

1-Mirasçıların Sorumluluğu:

Mirasçıların sorumluluğu; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 12’inci ve 4721 sayılı Kanunun 681’inci maddesinde düzenlenmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 12’inci maddesinde, “Ölüm halinde mükelleflerin ödevleri, mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılarına geçer. Ancak, mirasçılardan her biri ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nisbetinde sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmek suretiyle ölen kişinin vergi borçlarından her mirasçının kendi miras hissesi nispetinde sorumlu olması esası getirilmiştir.

Bu itibarla, ölen amme borçlusundan aranılan amme alacaklarının VUK kapsamına giren alacaklar olması halinde mirasçılar hakkında yapılacak takiplerde mirasçıların sorumlu oldukları tutarların VUK’un anılan maddesi uyarınca tespit edilmesi gerekmektedir.

4721 sayılı Kanunun 641 ve 681’inci maddelerinde ise; mirasçıların tereke borçlarından dolayı müteselsilen sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Ancak, bu sorumluluk mirasın paylaştırılmasından itibaren geçecek 5 yıllık sürede geçerli olup, bu sürenin bitiminden sonra mirasçılar miras hisseleri oranında miras bırakanın borçlarından sorumlu olacaklardır.

Miras bırakandan aranılan amme alacaklarının 213 sayılı Kanun kapsamında olmayan alacaklardan olması halinde mirasçılar hakkında yapılacak takipte 4721 sayılı Kanunun hükümleri esas alınacaktır. Buna göre, mirasçılar müteselsil sorumluluğun sona erdiği tarihe kadar borcun tamamından müteselsilen, bu tarihten itibaren ise miras hisseleri oranında sorumlu tutularak takip edilecektir.

2-Mirasın Tutulan Defter Uyarınca Kabulünde Sorumluluk:

Mirasçılar tarafından, mirasın tutulan defter uyarınca kabulü yoluna başvurulmuş olması halinde mirasçıların sorumluluğu;

-Amme alacağının deftere kaydedilmiş olması halinde, (yazımızın II-C-1 bölümündeki açıklamalara göre),

-Amme alacağının deftere kaydedilmemiş olması halinde, amme alacağının 213 sayılı Kanun kapsamında olup olmamasına bakılmaksızın, miras yoluyla iktisap edilen miktar kadarıyla,

Olacaktır.

4721 sayılı Kanunun 631’inci maddesi uyarınca, amme borçlusunun mirasının Devlete geçmesi halinde, Devlet deftere yazılan borçlardan, sadece miras yoluyla edindiği değerler ölçüsünde sorumlu olacaktır.

D-Alacağın Terkini:

Mirasın mirasçılar tarafından reddedilmesi ve amme alacağının tereke varlığından alınamaması halinde, amme alacağı zamanaşımı süresi sonunda terkin edilecektir.

E-Takip İşlemlerinin Durdurulması:

6183 sayılı Kanunun 50’inci maddesi uyarınca, amme borçlusu hakkında yapılan takip işlemleri, karısı veya kocası, kan veya sıhriyet (kayın) itibarıyla alt veya üst soylarından birisinin ölmesi halinde ölüm günüyle beraber 3 gün durdurulacaktır. Bu maddeye göre, karısı yahut kocası, kan veya sıhriyet itibariyle usul veya füruundan birisi ölen mükellefler hakkındaki takip ölüm günü ile beraber üç gün için geri bırakılmaktadır. Mükellefin ölümü halinde ise mirasçılar mirası kabul ettiklerini bildirmişlerse veya kabul ettiklerini gösterir bir davranışta bulunmuşlarsa terekenin borçlarından dolayı aynı işlem yapılarak, üç günlük sürenin bitiminde terekenin borçları için takibe devam olunması gerekmektedir. Mirasçıların mirası kabul veya reddettikleri yolunda bir açıklamada bulunmamaları durumunda mirasın reddedilebilme süresi olan üç aylık sürenin sonuna kadar takibatın ertelenmesi gerekmektedir.

F-           Boşanmanın Mirasçılığa ve Takipli Alacağın  Tahsiline Etkisi:

Bilindiği üzere, boşanma ile eşler arasında evlilik ilişkisi sona ermektedir. Boşanmadan sonra eşlerden birinin ölümü halinde boşanmış (eski) eşin murise mirasçılığı da (boşanmadan dolayı) mümkün bulunmamaktadır. Ancak tarafların mahkemede boşanma davasının devamı süresinde eşlerden birinin vefatı halinde ise yaşayan eşin mirasçılığı söz konusudur.

Ayrıca, boşanan kişinin murisin mirasçı olamayacağından boşanan eşin murisin vergi borcundan da sorumluluğunun bulunmaması gerekir. Yine davanın devamı süresince sağ kalan eşin mirasçılığı söz konusu olduğundan bu durumda mirasçının vefat eden kişinin vergi borcundan sorumluluğu gündeme gelecektir.

G-          Devletin (Hazinenin) Mirasçılığında Sorumluluk Durumu:

4721 sayılı Medeni Kanun’un 501’inci maddesine göre, mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası Devlete geçer. Mirası kabul eden mirasçılar murisin borçlarından dolayı şahsen sorumlu iken Devlet borçlulara karşı yalnızca miras bırakanın terekesi kadar sorumluluğu söz konusudur.

H-          Mirasçıların Murisin İşini Aynen Devam Ettirmeleri Halinde Sorumluluk Durumu:

Ticari, zirai ve sınai faaliyette bulunan mükelleflerin ölümü halinde işe devam eden mirasçıların işe başlama bildirimini hangi süre içerisinde verecekleri ve muris adına tasdik ettirilmiş olan defter ve belgelerin mirasçılar tarafından kullanılıp kullanılamayacağı hususları hakkında ortaya çıkan tereddütleri gidermek ve uygulama birliğini sağlamak amacıyla aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek duyulmuştur.

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 164 üncü maddesine göre ölüm işi bırakma hükmünde olup, mirasçılar tarafından miras reddolunmamış ise murisin ödev ve sorumlulukları (vergi cezası hariç) mirasçılara geçmektedir.

Ölüm tarihi itibariyle murisin mükellefiyeti düşerek işe devam eden mirasçıların mükellefiyeti başlamaktadır. Anılan Kanunun 168 inci maddesinin 1 numaralı bendine istinaden ise işe başlama bildiriminin işe başlama tarihinden önce yapılacağı hüküm altına alınmış bulunmaktadır.

Madde hükmüne göre, işe başlama bildiriminin, işe başlamadan önce yapılması gerekmekte ise de, ölüm olayının ne zaman meydana geleceği önceden bilinemeyeceği için işe başlama bildiriminin ölümden önce yapılmasına imkan bulunmamakta, dolayısıyla işe başlama bildiriminin ölümden sonra yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

Bu nedenle, murisin ölümünden itibaren mirasçıların aynı işe aralıksız devam etmeleri halinde, ölüm tarihinin muris için işi bırakma, mirasçıları için ise işe başlama olarak kabul edilmesi, işe devam edecek olan mirasçıların ölüm tarihini takibeden 1 ay içinde bildirimde bulunmaları durumunda bildirimin zamanında yapıldığının kabul edilmesi ve mirasçıların mükellefiyetlerinin murisin ölüm tarihinden itibaren tesis edilmesi gerekmektedir.

Öte yandan Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinde yer alan yetkiye istinaden, murisin mevcut defter ve belgelerinin ölüm tarihini içeren hesap dönemi sonuna kadar işe devam eden mirasçılar tarafından kullanılması uygun görülmüştür.

Bu durumda, murisin faaliyetine yönelik hesaplarının ölüm tarihi itibariyle kapatılması ve işe devam eden mirasçıların hesaplarının ise yeniden açılması gerekmektedir. Ayrıca, işe devam eden mirasçıların söz konusu hesap döneminin son ayı içinde yeni hesap dönemi için kendi adlarına defter tasdik ettirmeleri ve usulüne uygun olarak belgelerini anlaşmalı matbaalara bastırmak veya notere tasdik ettirmek suretiyle kullanmaları gerektiği ise tabiidir(2).

IV-ÖZELGE VE YARGI KARARLARI:

Reddedilen mirasın Hazine’ye geçmesi için ölenin, mirası reddedenin yakın mirasçıları dışında yasal ve mansup hiç bir mirasçısının olmaması ya da vasiyet yoluyla hak kazanan üçüncü bir kişinin bulunmaması gerekmektedir(3).

Motorlu taşıtlar vergisinin vefat tarihinden itibaren mirası reddetmemiş mirasçılardan aranılması gerekmektedir(4).

….. mirası reddettikleri söz konusu mahkeme ilamı ile sabit olan mirasçılar, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 12’inci maddesi uyarınca ölünün vergi borcundan sorumlu olmayacaklarından, murisin doğabilecek vergi borçlarının tahakkuk işlemleri için mirasçılar adına tarhiyat yapılmayacağı tabiidir. …… Bu duruma göre, ölen kişi ile ilgili olarak yapılmış olan tarhiyata ait ihbarnamelerin, Medeni Kanun hükümleri uyarınca terekenin tasfiye işlemlerini yürütecek olan ………………… Hakimliğine tebliğ edilmesi gerekmektedir(5).

Yasal mirasçıların henüz belli olmaması halinde vergisel ödevlerin mahkemece atanmış kayyım tarafından yerine getirileceği ve muris adına olup kullanılmamış belgelerin kayyım adına yaptırılacak yeni kaşenin vurularak kullanılabilmesi mümkündür(6).

“7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin (c) bendinde; yabancı devletlerin Türkiye’de bulunan elçi, maslahatgüzar ve konsoloslukları (Fahri konsoloslar hariç) ile elçilik ve konsolosluklara mensup olan ve o Devletin uyruğunda bulunan memurları ve Türkiye’de resmi olarak görevli bulunan memurlar ile bu sayılanların aile bireylerinin karşılıklı olmak şartıyla veraset ve intikal vergisinden muaf olduğu hükme bağlanmıştır.

Bu hükmün uygulanması karşılıklılık şartına bağlı olup, adı geçen Devletle Türkiye Cumhuriyeti arasında böyle bir antlaşma bulunmaması nedeniyle, olayımıza Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin (c) bendinin uygulanması mümkün değildir.

Ancak, adı geçen Devletin 24 Aralık 1984 gün ve 18615 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi”ne taraf olması nedeniyle, Libya Elçiliğinde görevli …..’nin bankanızda bulunan paralarının mirasçılarına intikalinde söz konusu antlaşmanın 39 uncu maddesinin 4 üncü fıkrası hükmüne göre Veraset ve İntikal Vergisi alınmaması gerekmektedir(7).”

Murisin vergi borçlarına ilişkin ihbarnamenin, mirası reddetmemiş kanuni ve mahsup mirasçıların her biri adına hisselerine göre düzenlenerek tebliğ edilmesi gerekmektedir(8).

Kanuni süresi içinde mirası reddetmiş olan mirasçıların, murisin vergi borçlarından sorumlu tutulmaları mümkün bulunmamaktadır(9).

Mirasçıların murislerinden kendilerine borç intikal ettiğini iddia ettikleri takdirde bu borcu hukuken geçerli belge ile borcun varlığını ispat etmek zorundadırlar(10).

 

______________________________________________________

(1) A.Uysal-N.Eroğlu-Açıklamalı ve İçtihatlı VUK, Syf.103, 3.Baskı.

(2) 2001/1 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu İç Genelgesi.

(3) Gelir İdaresi Başkanlığının 14.02.2005 tarih ve B.07.0.GEL.0.60/6000-2337/6903 sayılı özelgesi.

(4) Gelir İdaresi Başkanlığının 20.03.2008 tarih ve B.07.1.GİB.0.02.61/6160-1738/26861 sayılı özelgesi.

(5) Gelir İdaresi Başkanlığının 19.12.1996 tarih ve B.07.0.GEL.0.28/2809-12-44/60823 sayılı özelgesi.

(6) Gelir İdaresi Başkanlığının 14.03.1997 B.07.0.GEL.0.40/4006-200/10730 sayılı özelgesi.

(7) Gelir İdaresi Başkanlığının 09.11.1998 tarih ve B.07.0.GEL.0.60/6003-4/039983 sayılı özelgesi

(8) Danıştay 3.Dairenin 28.4.1998 tarihli, 1996/5132 ve 1998/1405 numaralı kararı.

(9) Danıştay 4.Dairenin 21.10.2004 tarihli, 2004/1522 esas ve 2004/2048 numaralı kararı.

(10) Danıştay 7.Dairenin 5.5.1998 tarihli, 1997/4350 esas ve 1998/1734 numaralı kararı.

Bir önceki yazımız olan VERGİ MEVZUATINDA TEBLİĞ başlıklı makalemizde Adi Ortaklıkta Tebliğ, Elektronik ortamda tebliğ ve Gerçek Kişiye Tebliğ hakkında bilgiler verilmektedir.

2 comments

  1. mustafa saglam dedi ki:

    turkiyedeki babam burdaki annemden bosandi bizde evlatlari olarak babamiza dava acmak istiyoruz nasil yonlendirirsiniz bizi konsoloslunuzun araciliyla dilekce yazabilirmiyiz.babam bizden habersiz mal varliklarini satamaz diye bilgilerinize saygilar

    • admin dedi ki:

      Bir Avukatla diyaloğa geçip avukata vekalet vererek gerekli işlemleri yaptırmanızda fayda görüyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir