İşini Terkeden Mükellefin KDV Karşısındaki Durumu

İŞİNİ TERK EDEN MÜKELLEFLERİN

KDV KARŞISINDAKİ DURUMU

GİRİŞ:

213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 161’inci maddesinde işi bırakmanın tarifi; “ Vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona ermesi, işi bırakmayı tarif eder.” şeklinde yapılmıştır.Mükelleflerin, işlerini terk ederek faaliyetlerini sonlandırması neticesinde Katma Değer Vergisi açısından bir takım özellik arz eden durumlar ortaya çıkmaktadır. Örneğin, stokta bulunan malların durumu, devreden KDV’nin bulunması, indirilemeyen KDV’nin akibeti vb. hususlar, işin terki halinde cevaplanması gereken sorular olarak ortaya çıkmaktadır.Ayrıca indirilemeyen KDV’nin hangi durumda iade edilebileceği de bu makalemizde irdelenecektir.

1-İŞİN TERKİ HALİNDE YAPILACAK İŞLEMLER:

Vergi Usul Kanununa göre işe başlamayı vergi dairesine bildirmek mecburiyetinde olan mükelleflerden, işini bırakanların da işi bıraktıklarının, olayın vuku tarihinden itibaren 1 ay içerisinde bağlı oldukları vergi dairesine yazı ile bildirmek zorunlulukları bulunmaktadır.

Katma Değer Vergisi Kanununun 1’inci maddesinde, Türkiye’de yapılan teslim ve hizmet ifalarının KDV’ye tabi bulunduğu belirtilmiştir.Mükelleflerin işletmeleri bünyesinde bulunan malları, faaliyetleri süresince satmaları durumunda söz konusu satışlarından KDV hesaplamak ve tahsil ettikleri KDV’yi hesaplarına intikal ettirmek zorunluluğu bulunmaktadır.

İşin bırakıldığı esnada satılmayıp işletme kayıtlarında mevcut bulunan malların ise KDV Kanununun 3/a maddesi mucibince işletmeden çekiş gösterilmek suretiyle fatura edilmesi ve düzenlenen faturadaki bedel üzerinden KDV hesaplanması mecburiyeti bulunmaktadır.Bu durumda mükelleflerin işletmeden çekiş gösterdikleri mallar için kendi adlarına fatura düzenlemeleri,mal bedelini tespit ederken KDV Kanununun 27’nci maddesinde belirtilen durumların mevcudiyeti halinde ise emsal bedelin nazara alınması gerekmektedir.(1)

Konu ile alakalı özelgelerde stokta bulunan mallarla ilgili yapılacak işlemler belirtilmiştir;

“İşin terk edilmesi halinde işini terk eden mükellefler, mevcutlarını terkten önce satış vb. yollarla tasfiye ettikleri takdirde teslim bedeli üzerinden, mevcutlar tasfiye edilmemişse işletmeden çekiş göstererek Katma Değer Vergisi Kanununun 3/a maddesi gereğince emsal bedeli üzerinden vergi hesaplayıp beyan etmek zorundadırlar…”(2)

“İşin bırakılması halinde, işini terk eden mükelleflerin mallarını terkten önce satış vb. yollarla tasfiye ettikleri takdirde teslim bedeli üzerinden mevcutlar tasfiye edilmemişse, KDV Kanununun 27. maddesine göre bunların emsal bedelleri üzerinden KDV hesaplanması gerekir. Tasfiye edilemeyip işletmeden çekiş gösterilecek malların bedelleri üzerinden KDV hesaplanması mümkün değildir.”(3)

2-           İŞİN TERKİNDE DEVREDEN KDV BULUNMASI HALİNDE YAPILACAK İŞLEMLER

Normal KDV sistematiği içerisinde, yüklenilen KDV’ler, mal satışı veya  hizmet ifası dolayısıyla  hesaplanan KDV’lerden indirilir. Bu işlem neticesinde ya Ödenecek KDV yahut Devreden KDV oluşur.KDV Kanununun 29’uncu maddenin birinci bendinde;

“Mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak aşağıdaki vergileri indirebilirler…”hükmü yer almak olup, ikinci bendinde ise;

“Bir vergilendirme döneminde indirilecek katma değer vergisi toplamı, mükellefin vergiye tâbi işlemleri dolayısıyla hesaplanan katma değer vergisi toplamından fazla olduğu takdirde, aradaki fark sonraki dönemlere devrolunur ve iade edilmez.” hükmü yer almaktadır.

Dolayısıyla mükelleflerin faaliyetleri süresince yüklendikleri KDV’nin telafisinde esas yöntem, yüklenilen KDV’nin mal satışı veya hizmet ifası suretiyle hesaplanan KDV’lerden indirilmesidir.Şayet yüklenilen KDV, hesaplanan KDV’den fazla ise aradaki fark takip eden dönemlerde indirilmek üzere sonraki döneme devredilir.

Bu noktada özellik arz eden bir durum ortaya çıkmakta ve mükellefin işi terk etmesi dolayısıyla devreden KDV’nin, bir daha devredilemeyeceğine göre,yani indirilemeyeceğine göre ne şekilde bir işleme tabi tutulacağı önem arz etmektedir.Bu konuda KDV Kanununda açık bir hüküm bulunmamaktadır.Ancak mükelleflerce çeşitli zamanlarda istenilen özelgelerde, Vergi İdaresince yapılacak işlem açıklanmıştır;

…Bu durumda özelgenizde belirtildiği üzere, 31.12.2000 tarihinde faaliyetini terk eden mükellefin indirim yoluyla giderilmediği vergilerin 2000 yılına ait G.V. matrahının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak göz önüne alınmasında bir sakınca yoktur.”(4)

“Türkiye’de dar mükellef esasında vergilendirilmekte iken işini bırakan bir kurumun Türkiye’de yüklenip indiremediği KDV, Kurumlar Vergisi yönünden gider yazması mümkün bulunmaktadır.”(5)

Özelgelerden de anlaşılacağı gibi İdarenin görüşü, işin terki halinde indirilemeyen KDV’nin gider ya da maliyet unsuru olarak dikkate alınmasıdır. Ancak bu noktada başka bir sorun ortaya çıkmaktadır. KDV Kanununun 58’inci maddesinde; ” Mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan Katma Değer Vergisi ile mükellefçe indirilebilecek Katma Değer Vergisi, Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak kabul edilmez.” hükmü yer almaktadır.

Söz konusu maddeye göre, indirilebilecek KDV’nin Gelir ya da Kurumlar Vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak kabul edilemeyeceği, böyle bir durumda ise söz konusu KDV’nin kanunen kabul edilmeyen gider olarak matraha dahil edilmesi gerektiği belirtilmektedir.Ancak kanun maddesinde bahsedilen durum, mükelleflerin indirmeye hakkı olduğu halde indirmediği KDV’yi, gider ya da maliyet unsuru olarak dikkate almasının önlenmesine yönelik bir düzenlemedir.İşin terki durumu ise mükellefin faaliyetini sona erdiren ve bir daha söz konusu KDV’yi indirim konusu yapamayacağı bir durumu içermektedir.

Dolayısıyla mükelleflerin işin terki nedeniyle indirim konusu yapamadıkları KDV’yi gider ya da maliyet unsuru olarak dikkate almalarında bir sakınca bulunmamaktadır.Ancak  İdarenin de yanlış uygulamalara mahal vermemek adına konuya bir tebliğ ile açıklık getirmesinin  uygun olacağı kanaatindeyiz.

3-           DEVREDEN KDV, İADE KONUSU YAPILABİLİR Mİ?

İşin terki halinde mükelleflerin yüklendikleri vergilerden indiremedikleri kısmını gider olarak yazmalarının mümkün olduğunu yukarıda belirtmiştik.İşin terki halinde mükellefin indiremediği KDV’nin iade edilip edilemeyeceği hususu da özellik arz eden bir konudur. Bu konuda verilen özelgelerde ve yargı kararlarında iadenin mümkün olmadığı belirtilmiştir.KDV Kanununda da böyle bir durumda iade yapılabileceğine dair açık bir hüküm bulunmamaktadır.Örneğin, Danıştay işi bırakan bir mükellefin devrolan KDV iadesi yolundaki talebini, bu konuda hüküm bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.(6) Vergi İdaresince verilen özelgede ise;

“İşin terk edilmesi halinde işini terk eden mükellefler, mevcutlarını terkten önce satış vb. yollarla tasfiye ettikleri takdirde teslim bedeli üzerinden, mevcutlar tasfiye edilmemişse işletmeden çekiş göstererek Katma Değer Vergisi Kanununun 3/a maddesi gereğince emsal bedeli üzerinden vergi hesaplayıp beyan etmek zorundadırlar. Hesaplanan bu vergilere rağmen indirilemeyen kısım kalırsa, indirilemeyen katma değer vergisinin iadesi söz konusu olmayacaktır.”(7)Açıklamasında bulunulmuştur.

Yapılan bu açıklamalar ışığında  söz konusu iade işlemine onay vermeme gerekçesi olarak,böyle bir imkanın istismar edileceği endişesine dayanmakta, yani Hazinenin kötü niyetli mükelleften korunması saikiyle iyi niyetli mükellefin hakkı haleldar edilmektedir.(8)

Buraya kadar işin terki halinde mükellefin indiremediği KDV’nin iade edilip edilemeyeceği hususu açıklanmıştır.Yani mükellefin faaliyetine son vermesi dolayısıyla devreden KDV’nin iadesinin mümkün olmadığı, ancak gider ya da maliyet unsuru olabileceği belirtilmiştir.KDV Kanununun 29’uncu maddesinin bendinde fıkrasında;”… Şu kadar ki, 28 inci madde uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde indirilemeyen ve tutarı Bakanlar Kurulunca tespit edilecek sınırı aşan vergi, bu mükelleflerin vergi ve sosyal sigorta prim borçları ile genel ve katma bütçeli idareler ile belediyelere olan borçlarına ya da döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin % 51’i veya daha fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan  işletmeler ile organize sanayi bölgelerinden  temin ettikleri mal ve hizmet bedellerine ilişkin borçlarına mahsuben ödenir.” Hükmü yer almaktadır.

Dolayısıyla faaliyeti terk eden mükellefin indirimli orana tabi işlemlere ilişkin olarak yüklendiği vergilerden indirim konusu yapılamayan vergileri olması halinde, Bakanlar Kurulunca belirlenecek limiti(9) aşan kısmının iadesi mümkündür.

Örneğin, 2011 yılı içerisinde işini terk eden mükellefin talep edebileceği vergi miktarı 2011 yılı için alt sınır olan 14.300 TL’yi aşması halinde bu miktarın iadesini talep etmeleri mümkün bulunmaktadır.İadesi talep edilen miktarın 14.300’TL’nin altında olması halinde mükellefler bu miktarı bir daha indiremeyecekleri için, 2011 yılı gelir ve kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak dikkate alabilirler.(10)

Konu ile alakalı bir özelgede indirimli oranda KDV iadesinin yapılabileceği belirtilmiştir;

“İndirimli orana tabi işlemler dolayısıyla yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen KDV tutarlarının Bakanlar Kurulunca tespit edilecek (yeniden değerleme oranınca artırılan) sınırı aşan kısmının yıl içinde vergilendirme dönemleri itibariyle mahsuben, yılı içinde mahsuben iade edilemeyen tutarlarında izleyen yıl içinde mükellefin isteğine bağlı olarak nakden veya mahsuben iade talebi en erken izleyen yılın ocak dönemine ait olup şubat ayı içinde verilecek KDV beyannameleri ile yapılabilecek olup dilekçe ve ekleriyle başvurulacaktır. Ancak işinizi terk etmeniz nedeniyle terk tarihinden sonraki vergilendirme dönemleri için beyanname verme imkanınız bulunmamaktadır KDV özü itibariyle indirim mekanizması yoluyla mümkün olmazsa iade yoluyla mükellef üzerindeki KDV yükünü kaldırmayı amaçlamaktadır.

Bu nedenle ilgili tebliğler ve sirkülerdeki açıklamaları çerçevesinde hesaplanan iade tutarını işinizi terk ettiğiniz döneme ait KDV beyannamesinde göstermenizde bir sakınca bulunmamaktadır.”(11)

SONUÇ:

İşin terki dolayısıyla faaliyetleri sona eren mükelleflerin KDV karşısındaki durumu özellik gösteren bir durumdur.Mükelleflerin indirim konusu yapamadıkları  son döneme ait Devreden KDV’yi gider ya da maliyet unsuru olarak dikkate alabilmeleri mümkündür.Vergi İdaresince verilen görüşler de bu yöndedir. Ayrıca işin terki dolayısıyla söz konusu Devreden KDV‘nin iadesi mümkün olmayıp, istisnayi bir durum olarak sadece indirimli orana tabi işlemler dolayısıyla yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen KDV’nin iadesi mümkündür.(12)

 

__________________________________________

(1) Ayla ARSLAN,M.Coşkun YILMAZ SMMM, “İşini Terk Eden Mükelleflerin İndiremedikleri KDV’nin Durumu” Ankara SMMMO Bülten Dergisi,Sayı 195, 2011

(2)Maliye Bakanlığının, 19.09.1988  tarih ve 57334 sayılı Özelgesi.

(3)Maliye Bakanlığının 28.01.1994 tarih ve 0/29-394 Sayılı Özelgesi

(4) Maliye Bakanlığının 12.04.2001 tarih ve 20161 Sayılı Özelgesi

(5) Maliye Bakanlığının 17.12.1997 tarih ve 54944 Sayılı Özelgesi

(6) Danıştay 7. Dairesinin 02.11.1988 gün E:1986/3568 K:1988/2450 Sayılı Kararı

D.D.D.Genel Kurulunun 30.04.1993 tarih ve E:1992/296; K:1993/68 Sayılı Kararı

(7) Maliye Bakanlığının  19.09.1998 tarih ve 57334 sayılı; 01.02.1990 tarih ve 8882 sayılı Özelgeleri.

(8) Mehmet MAÇ, KDV Uygulaması

(9) İndirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade taleplerinde, bu işlemler nedeniyle yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen KDV tutarının iade konusu yapılamayacak kısmıyla ilgili olarak  Bakanlar Kurulunca  belirlenen iade sınırı  2011 yılı için 14.300 TL’dir

(10) Nuri DEĞER YMM “Açıklamalı ve Uygulamalı Katma Değer Vergisi Kanunu”, Sf.1031,4. Baskı,Yaklaşım Yayıncılık,2011

(11) Malatya Vergi Dairesi Başkanlığı’nın B.07.1.GİB.4.44.15.01.2000.KDV Sayılı Özelgesi,

http://www.malatyavdb.gov.tr/muktezalar/kdv/muktezakdv15.htm

(12)1-  ARSLAN Ayla,YILMAZ M.Coşkun,” İşini Terk Eden Mükelleflerin İndiremedikleri KDV’nin Durumu”,  SMMM, Ankara SMMMO Bülten Dergisi,Sayı 195, 2011

2-  DEĞER Nuri, YMM “Açıklamalı ve Uygulamalı Katma Değer Vergisi Kanunu”, Sf.1031,4. Baskı,Yaklaşım Yayıncılık,2011

3-  MAÇ Mehmet, KDV Uygulaması

4- Danıştay 7. Dairesi’nin 02.11.1988 gün E:1986/3568 K:1988/2450 Sayılı Kararı

5- D.D.D.Genel Kurulu’nun 30.04.1993 tarih ve E:1992/296; K:1993/68 Sayılı Kararı

6- Maliye Bakanlığı’nın, 19.09.1988  tarih ve 57334 sayılı Özelgesi.

7- Maliye Bakanlığı’nın 28.01.1994 tarih ve 0/29-394 Sayılı Özelgesi

8- Maliye Bakanlığı’nın 12.04.2001 tarih ve 20161 Sayılı Özelgesi

9- Maliye Bakanlığı’nın 17.12.1997 tarih ve 54944 Sayılı Özelgesi

10- Maliye Bakanlığı’nın  19.09.1998 tarih ve 57334 sayılı; 01.02.1990 tarih ve 8882 sayılı Özelgeleri.

11- Malatya Vergi Dairesi Başkanlığı’nın B.07.1.GİB.4.44.15.01.2000.KDV Sayılı Özelgesi,

malatyavdb.gov.tr/muktezalar/kdv/muktezakdv15.htm”>http://www.malatyavdb.gov.tr/muktezalar/kdv/muktezakdv15.htm

Rızkullah ÇETİN

Vergi Müfettiş Yardımcısı

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir