Gelir vergisi Genel Tebiği 149

Maliye ve Gümrük Bakanlığından :

Gelir Vergisi Genel Tebiği
SERİ NO
: 149

(18 Mart 1986 Tarih ve 19051 Sayılı R.G.’de yayımlanmıştır.)

Bilindiği üzere, 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun bazı hükümlerinde 4.12.1985 tarih ve 3239 Sayılı Kanunla değişiklikler yapılmış ve bu değişikliklerden “ücretlerin vergilendirilmesi”ne ait hususlar 147 Seri No.lu “dahili tevkifata”a ilişkin hususlar da 148 noluGelir Vergisi Genel Tebliğlerinde açıklanmış bulunmaktadır.

Gelir Vergisi Kanununda 3239 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerden,yukarıda belirtilen tebliğlerde yapılan açıklamalar dışında kalan hususlarla ilgili olarak aşağıdaki açıklamaların yapılması gerekli görülmüştür.

I SERBEST MESLEK KAZANÇLARINDA İSTİSNA :

Gelir Vergisi Kanununun serbest meslek kazançlarında istisnaya ilişkin 18 nci maddesinde 3239 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile müellif, mütercim, heykeltraş, ressam ve bestekârlar ile mucitlerin yanı sıra hattatlar da istisna kapsamına alınmıştır. Belirtilen kimselerin istisnaya konu faaliyetleri içerisine; bilimsel araştırma ve incelemeler ile fotoğraf ve video band halindeki eserleri de dahil edilmiştir. Ayrıca, maddede yer alan istisna ile ilgili hadler kaldırılarak eserlerin sahipleri veya kanuni mirasçıları tarafından satılması veya kiraya verilmesi karşılığında elde edilen gelirlerin tamamının herhangi bir miktarla sınırlı olmaksızın vergiden istisna edilmesi esası getirilmiştir.

Sözü edilen maddede yer alan istisnanın uygulanabilmesi için;

a Elde edilen gelirin serbest meslek kazancı olması gerekir. Sözlü veya yazılı bir hizmet sözleşmesi ile herhangi bir işverene bağlı olan kişilere, 18 inci maddede belirtilen faaliyetleri dolayısıyla işverenler tarafından yapılan ödemeler, serbest meslek kazancı olmayıp, ücret geliri sayılacağından, bu gelire istisna uygulanmayacaktır.

b Söz konusu serbest meslek kazancı; müellif, mütercim, heykel traş, hattat, ressam, bestekâr ve mucitler veya bunların kanuni mirasçıları tarafından elde edilmiş olacaktır.

c Kazanç bu kişilerin;

– Şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve inceleme, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserleri ile hattatların hat sanatı çerçevesinde değerlendirilen yazılarının gazete, dergi, radyo, televizyon ve videoda yayınlanması,

– Kitap, resim, heykel ve nota halindeki eserler ile ihtira beratlarının satılması veya bunlar üzerindeki mevcut hakların devir ve temlik edilmesi veya kiralanması, karşılığında elde edilmiş olacaktır.

d Yukarıda sözü edilen eserlerin 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Hakkında Kanun hükümlerine göre eser niteliğinde olması ve ihtara beratlarının da tescil edilmiş bulunması gerekmektedir. 5846 Sayalı fikir ve Sanat Eserleri Hakkında Kanunun 1 nci maddesine göre, eser; “Sahibinin hususiyetini taşıyan ve kanun uyarınca ilim, edebiyat, musiki, güzel sanatlar ve sinema eserleri sayılan her nev’i fikir ve sanat mahsulleri” olarak tanımlanmıştır. Bu kanun kapsamına giren eserler, ilim ve edebiyat eserleri ile musiki eserleri, güzel sanat ve sinema eserleri olmak üzere dört grup halinde sayılmıştır.

Diğer taraftan, ihtira beratlarına konu olan buluşların ticari veya sınai bir işletmeye dahil iken satılması, devir ve temliki veya kiralanması yada ihtira beratına konu olan buluşun üretilerek satılması hallerinden elde edilen kazanç, serbest meslek kazancı kapsamına girmeyeceğinden, bu kazançlara söz konusu istisna uygulanmayacaktır.

Ayrıca, istisna kapsamına yeni alınan video bant halindeki eserlerin sahipleri veya kanuni mirasçıları dışında kalan kimseler tarafından (video kulüpleri gibi satılması veya kiralanmasından elde edilen gelirlere bu istisna uygulanmayacaktır.

Söz konusu eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi veya bu kazançların arızi olarak elde edilmesi halinde de istisna uygulanacaktır. Ancak, bu istisna hükmü elde edilen hasılat üzerinden 94 üncü madde uyarınca tevkif yoluyla alınacak vergiyi kapsamayacaktır.

Bu durumda, Gelir Vergisi Kanununun değişik 94 üncü maddesinin (A) fıkrasının 3/a bendi hükmüne göre, vergi tevkifatı yapmakla yükümlü olanlar tarafından 18 inci madde kapsamına giren serbest meslek kazançlarına dolayısıyla hak sahiplerine yapılacak ödemelerden, ödemenin miktarına bakılmaksızın gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.

II – TİCARİ KAZANCA AİT DEĞİŞİKLİKLER :

A – Bir İşyeri Açmaksızın Gezici Olarak Milli Piyango Bileti Satanlar :

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “esnaf muaflığı”na ilişkin 9 uncu maddesinin sonuna 3239 sayılı Kanununun 39 uncu maddesi ile eklenen fıkrada, “Bir işyeri açmaksızın münhasıran gezici olarak milli piyango bileti satanlar yukarıdaki şartlarla sınırlı olmaksızın gelir vergisinden muaftır. Bu muaflığın 94 üncü madde uyarınca, tevkif suretiyle ödenen vergiye şumulü yoktur.” denilmiştir.

Bu hükme göre, bir işyeri açmaksızın münhasıran gezici olarak milli piyango bileti satanlar, başka bir ifade ile seyyar milli piyango bayiliği yapanlar, esnaf muaflığı ile ilgili şartları taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın, bu faaliyetleri nedeniyle 1 Ocak 1986 tarihinden itibaren gelir vergisinden muaf tutulacaklardır.

Ancak, bu muaflıktan yaralanan kimselere ödenen komisyon bedeli üzerinden,Milli Piyango İdaresince veya bu İdare adına ödemeyi yapanlarca Gelir Vergisi Kanununun 94 ncü maddesine göre % 25 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.

B – İşverenlerce Ödenen Sendika Aidatları :

Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesine 3239 Sayılı Kanunla eklenen 8 numaralı bent hükmü ile, işverenlerce Sendikalar Kanunu hükümlerine göre bağlı oldukları sendikalara ödenen sendika aidatlarının gider yazılması esası getirilmiştir.

Bu hükme göre, işverenlerin 2821 sayılı Sendikalar Kanunu hükümlerine göre, sendikalara bir ayda ödedikleri aidatın tutarının, işverene bağlı işyerlerinde çalışan işçilere bir günde ödenen çıplak ücretin bir günlük toplamını aşmaması gerekmektedir. İşverenlerce sendikalara ödenen aidatın, belirtilen bu miktarı aşması halinde, aşan kısmı ticari kazancın tespitinde gider olarak nazara alınması mümkün değildir.

Sendika aidatının, işverenler tarafından gider yazılabilmesi için, aidatın ilgili bulunduğu yılda sendikaya ödenmesi gerekir. İlgili bulunduğu yılda ödenmeyen sendika aidatları, daha sonraki yıllara ait ticari kazancın tespitinde gider olarak nazara alınmayacaktır.

III – GAYRİMENKUL SERMAYE İRADINA AİT DEĞİŞİKLİKLER : (*)

A – Gayrimenkul Sermaye İradının Tamamında Yapılan Değişiklikler :

1 Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinin birinci fıkrasının 5 numaralı bendine 3239 Sayılı Kanununun 55 inci maddesi ile eklenen parantez içi hüküm ile, ihtira beratınının mucitleri veya kanuni mirasçıları tarafından kiralanmasından elde edilen kazancın, gayrimenkul sermaye iradı sayılmayacağı ve bu kazançların serbest meslek kazancı sayılacağı hususuna açıklık getirilmiştir.

Bu hüküm uyarınca, ihtira beratının mucitleri veya kanuni mirasçıları tarafından kiralanmasından elde edilen gelirler serbest meslek kazancı, bunlar dışında kalan kimseler tarafından kiralanmasından elde edilen gelirler de gayrimenkul sermaye iradı sayılarak vergiye tabi tutulacaktır.

2 – 70 inci maddenin birinci fıkrasının 8 numaralı bendinde, 3239 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle motorlu nakil ve cer vasıtaları ile her türlü motorlu araç, makine ve tesisatın yanısıra bunların eklentilerinin kiraya verilmesinden elde edilen gelirlerin de, gayrimenkul sermaye iradı olduğu hükme bağlanmıştır.

Bu hükme göre motorlu nakil ve cer vasıtaları ile her türlü motorlu araç makina ve tesisat ile bunların eklentilerinin kiraya verilmesinden elde edilen gelirler gayrimenkul sermaye iradı olarak vergiye tabi tutulacaktır.

ÖRNEK :

Traktör eklentisi durumunda olan römorkun veya çekicinin eklentisi durumunda olan dorsenin kiraya verilmesinden elde edilen gelir gayrimenkul sermaye iradı kabul edilerek, esasa göre vergilendirilecektir.

3 – 70 inci maddenin 2 veya 3 üncü fıkralarında 3239 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile, ticari veya zirai bir işletmeye dahil bulunan mal ve hakların kiraya verilmesinden elde edilen gelirin, ticari veya zirai kazancın tespitinde müteallik hükümlerine göre hesaplanacağı, tüccarlara ait olsa dahi ticari işletmeye dahil bulunmayan gayrimenkuller ve haklar hakkında gayrimenkul sermaye iradına ilişkin hükümlerin uygulanacağı açıklıkla belirtilmiştir.

Buna göre, Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde yazılı mallar ve hakların gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerin işletmesine dahil bulunması halinde, bu mal ve hakların kiraya verilmesinden sağlanan gelirler, ticari veya zirai kazancın tespitine ait hükümlere göre vergilendirilecektir. Ayrıca, sözü edilen mal ve hakların, ticari bir işletmeye dahil bulunması halinde, bu mal ve hakların kiralanmasından elde edilen gelirin ticari kazanç olarak vergiye tabi tutulması nedeniyle,bu kiralamalarla ilgili olarak kira ödemelerinden gelir vergisi tevkifatı da yapılmayacaktır.

B – Emsal Kira Bedeli Esası :

Gelir Vergisi Kanununun 73 üncü maddesinin birinci fıkrasında 3239 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile, bina ve arazi için mahkemelerce tespit edilen kiranın da emsal kira bedeli olarak kabul edilmesi esası getirilmiş ve yetkili özel merciler veya mahkemelerce takdir veya tespit edilmiş kira bedelinin mevcut olmaması halinde, bina ve arazinin Vergi Usul Kanununa göre belirtilen vergi değerine uygulanan % 7 oranı % 5’e indirilerek, vergi değerine % 5 oranının uygulanması suretiyle, emsal kira bedelinin tespit edileceği hükme bağlanmıştır.

Bu hükme göre, 1 Ocak 1986 tarihinden itibaren bina ve arazi için mahkemelerce tespit edilmiş kira mevcut ise, tespit edilen bu kira tutarı emsal kira bedeli olarak esas alınacaktır. Ancak, bina ve arazi için yetkili özel mercilerce veya mahkemelerce takdir veya tespit edilmiş kira mevcut değil ise, bina ve arazinin vergi değerinin % 5’i emsal kira bedeli olarak nazara alınacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasının 2 numaralı bendinde yapılan değişiklik ile de, binaların, mal sahiplerinin usûl ve fürûlarının yanısıra kardeşlerinin de ikametine tahsis edilmesi halinde, emsal kira bedelinin uygulanması esası getirilmiştir. Ancak, usûl, fûru veya kardeşlerden herbirinin ikametine birden fazla konut tahsis edilmiş ise, bu konutların yalnız birisi hakkında emsal kira bedeli hesaplanmayacaktır. Şu kadar ki kardeşler evli ise, eşlerden yalnız birisine tahsis edilen konut için emsal kira bedeli uygulanmayacak, diğer eşe tahsis edilen konut için, emsal kira bedeli uygulanacaktır.

ÖRNEK :

Hasan Günebakan evli olup, kardeşi Hüseyin Günebakan tarafından kendisine bedelsiz olarak tahsil edilen konutta ikamet etmektedir. Hasan Günebakan’ın eşi Oya Günebakan’a da kardeşi Ali Mert tarafından bedelsiz yazlık bir ev tahsis edilmiştir.

Bu örnekte yer alan evli eşlere, kardeşleri tarafından iki tane bedelsiz konut tahsis edilmiş olup, emsal kira bedeli vergi değeri yüksek olana uygulanmayacak, diğer konut için uygulanacaktır.

73 üncü maddeye 3239 sayılı Kanunla eklenen 4 numaralı bentte de “Genel bütçeye dahil daireler ve katma bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan kiralamalarda” emsal kira bedeli esasının uygulanmayacağı hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm uyarınca, genel bütçeye dahil daireler ve katma bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan kira ödemeleri ve bunlar tarafından (mal sahibi olarak) kiraya verilen gayrimenkullerle ilgili olarak emsal kira bedeli esası uygulanmayacaktır.

IV – DEĞER ARTIŞI KAZANÇLARINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER : (**)

3239 Sayılı Kanununun 58 inci maddesiyle Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80 inci maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bendinde yapılan değişiklikle, borsada kayıtlı olanlar ve ivazsız olarak iktisap edilenler hariç olmak üzere, menkul kıymetlerin iktisap tarihinden başlayarak bir yıl içinde veya iktisaptan evvel elden çıkarılmasından sağlanan kazançların, bir takvim yılındaki tutarının 100.000 lirayı aşan kısmının, değer artışı kazancı olarak vergilendirilmesi hükme bağlanmıştır.

Bu hükme göre, borsada kayıtlı olan menkul kıymetler ile ivazsız olarak iktisap edilen menkul kıymetlerin elden çıkartılmasından sağlanan gelirler hiçbir şarta tabi olmadan, bunlar dışında kalan menkul kıymetlerin de iktisap tarihinden itibaren bir yıl geçtikten sonra elden çıkartılmasından sağlanan gelirler değer artışı kazancı sayılmayacaktır.

Borsada kayıtlı olmayan ve bir ivaz mukabili iktisap edilen menkul kıymetlerin iktisap tarihinden başlayarak bir yıl içinde veya iktisaptan evvel elden çıkarılmasından sağlanan kazançların, bir takvim yılındaki tutarının 100.000.- lirayı aşması halinde, aşan kısım değer artışı kazancı olarak vergiye tabi tutulması gerekmektedir.

Öte yandan, mükerrer 80 nci maddeye 3239 sayılı Kanunla eklenen 7 numaralı bentde, “İktisap şekli ne olursa olsun (ivazsız olarak iktisap edilenler hariç) 70 nci maddenin birinci fıkrasının 1, 2, 4 ve 7 numaralı bentlerinde yazılı mal (gerçek usulde vergiye tabi çiftçilerin zirai istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların, iktisap tarihinden başlayarak ortaklarına bu sıfatları dolayısıyla tahsis ettikleri gayrimenkuller, tahsis tarihinde ortak tarafından satın alınmış sayılır.) hükmü yer almıştır.

Bu hükme göre, Gelir Vergisi Kanununun 70’inci maddesinde yer alan; bina, arazi, maden suları,memba suları, madenler, taş ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları, tuzlalar ve bunların mütemmim cüzileri ve teferruatı ile gayrimenkul olarak tescil edilen haklar, voli mahalleri ve dalyanlar, gemi ve gemi payları ile bilumum motorlu tahmil ve tahliye vasıtalarının, iktisap tarihinden başlayarak bir yıl içinde elden çıkartılmasından doğan kazançlar, değer artışı kazancı sayılarak gelir vergisine tabi tutulacaktır.Ancak, ivazsız olarak iktisap edilen söz konusu mal ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazançlar, hiç bir şarta tabi olmaksızın değer artışı kazancı sayılmayacaktır.

Bu hükmün uygulanmasında, kooperatiflerin ortaklarına tahsis ettikleri gayrimenkuller, tahsis tarihinde ortak tarafından satın alınmış sayılacaktır.

Diğer taraftan; 3239 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80 inci maddesi değiştirilerek, değer artışı kazançlarında “safi değer artışı” yeniden düzenlenmiştir.

V – DİĞER HUSUSLAR:

A- Yıllık Beyanname İle Beyan Edilen Gelir Üzerinden İndirilecek Şahıs Sigorta Primleri :

3239 Sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununun 89’uncu maddesinin 1 numaralı bendinde yapılan değişiklik ile beyan edilen gelirin % 5’ini ve herbir kişi için asgari ücretin yıllık tutarını aşmamak şartıyla, mükellefin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza, hastalık, sakatlık, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigortaları primlerinin, yıllık beyanname ile beyan edilen gelirin matrahının tespitinde indirim olarak nazara alınması esası getirilmiştir.

Bu hüküm uyarınca, mükellefin kendisine, eşine ve çocuklarına ait şahıs sigorta primlerinin beyan edilen gelirden indirilebilmesi için;

Sigortanın Türkiye’de kain ve merkezi Türkiye’de bulunan bir sigorta şirketi nezdinde akdedilmiş olması,

Gelirin elde edildiği yılda ödenmiş bulunması,

Yıllık beyannameye ithal edilmiş ücretler mevcut ise bu ücretlerin safi tutarının tespitinde indirilmemiş olması,

Ayrıca, her bir kişi için ödenen primin beyan edilen gelirin ilgili bulunduğu dönemde yürürlükte olan asgari ücretin yıllık tutarını ve beyan edilen gelirin de % 5’ini aşmaması,

şartları topluca aranılacaktır.

Tam mükellefiyete tabi olan kimseler, 1 Ocak 1986 tarihinden itibaren, bu şartlar dahilinde ödedikleri şahıs sigorta primlerini gelirlerinden indirebileceklerdir.

Öte yandan, eşlerin ve çocukların kendi gelirleri için, Gelir Vergisi Kanununun 93’üncü maddesine göre, ayrı ayrı yıllık gelir vergisi beyannamesi vermeleri halinde, bunlara ait sigorta primleri ile aile reisi gelirinden indirilmeyecek kendilerine ait beyan ettikleri gelirden indirilecektir.

Tebliğ olunur.

_____________________________

(*) Bu bölümü GVK 128 Seri No’lu Genel Tebliğ ile birlikte değerlendiriniz.

(**) Sair kazanç ve iratların vergilendirilmesine ilişkin 80, Mükerrer 80, 81, Mükerrer 81 ve 82’nci madde hükümleri 4369 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak, 4444 sayılı Kanunla GVK’ya eklenen GVK Geçici 56’ncı maddesi ile 1999 – 2002 yılları gelirlerine uygulanmak üzere tekrar ihdas edilmiştir. Dolayısıyla Bu bölümü GVK 128, 180 ve 227 Seri No’lu Genel Tebliğlerle birlikte değerlendiriniz.

Bir önceki yazımız olan Aralık 2015 beyan ve yükümlülükler takvimi başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir