Archive for Vergi Mahkemesi Kararları

Özel usulsüzlük cezası kesilmesi için önceden bildirim kaldırıldı

mahkeme-karari

İzmir Bölge İdare Mahkemesi

Esas No: 2013/3632 Karar No : 2013/3472

ÖZÜ: Özel usulsüzlük cezası kesilmesi için önceden bildirim kaldırıldı, zira genel tebliğler birer bildirimdir.

İstemin Özeti: Davacı firma adına, ihbarname ile resen tarh edilen vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile beyannamenin yasal süresi içerisinde verilmemesi nedeniyle kesilen özel usulsüzlük cezasının hukuka aykırı olduğu, yeterli inceleme yapılmadığı iddia edilerek kaldırılması istemiyle açılan davayı; davacı tarafından ilgili dönem beyannamesinin yasal süresi içerisinde verilmemiş olması resen takdir nedenleri arasında sayılırken, bir başka resen takdir nedeni olarak defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek durumda olmasının sayılması, kurumlar vergisinin beyana dayalı bir vergi olması hususlarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde, davacının defter kayıtlarının bir anlamda davacının beyanı niteliğinde olduğundan ve aksi ispatlanıncaya kadar  defter ve kayıtları geçerli olduğundan, öncelikle davacının defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması, bunun mümkün olmaması halinde gerçek durumun tespitine yönelik objektif, nesnel ve hukuken geçerli tespit ve değerlendirmelere başvurulabilmesi hukukun gereği olup, davacının defter ve kayıtları üzerinde herhangi bir inceleme yapılması yoluna gidilmeden ve kısıtlı tespitler  ile matrah takdir edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, uyuşmazlık konusu özel usulsüzlük cezasına gelince; her ne kadar 213 sayılı Yasanın mükerrer  355’inci  maddesi esas alınarak ceza kesilebilmesi için öncelikle yazılı uyarıda bulunulması gerektiği iddia edilmiş ise de, beyannamelerin elektronik ortamda verilmesi ile ilgili düzenlemenin kanunun  verdiği yetkiye dayalı olarak Maliye Bakanlığınca belirlendiği ve bunun gereğinin yerine getirilmemesi halinde özel usulsüzlük cezası kesileceği hususu genel düzenleyici işlemlerle açıklığa kavuşturulduğu  hususu dikkate alındığında, bu hususta ayrıca bir yazılı tebligata gerek bulunmadığı gibi, 213 sayılı Yasanın 355. maddesine kanun ile eklenen fıkra ile,  bu durumlarda ilgililere ayrıca yazılı olarak bildirilme şartı aranmayacağı açık yasa hükmüne bağlanmış olduğundan, olayda, davacının elektronik ortamda beyanname vermesi gereken mükellefler içinde yer aldığı, buna karşın kurumlar vergisi beyannamesini elektronik ortamda yasal süresi içinde vermediği görüldüğünden, kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle kısmen kabul, kısmen reddeden …. Vergi Mahkemesi Hakimliğinin kararının kabule ilişkin kısmının davalı idarece, yasal dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

….. Bölge İdare Mahkemesince işin gereği görüşüldü:

…. Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen kararın kabule ilişkin kısmı  usul ve yasaya uygun olup, kararın bozulmasını gerektiren başka bir neden de bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, itirazın reddine, anılan kararın onanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Mükellefiyet tesis edilmeyen dönemlere ait olarak mükellefe sorumluluk yüklenemez

mahkeme-karariKonya Bölge İdare Mahkemesinin 5.10.2012 gün, esas 2012/1048 karar 2012/903 sayılı kararıyla aynen onanarak kesinleştirildi.

Konya Vergi Mahkemesi

Esas No: 2012/1048 Karar No : 2012/596

ÖZÜ: Mükellefiyet tesis edilmeyen dönemlere ait olarak mükellefe sorumluluk yüklenemez.

İstemin Özeti: Davacı  tarafından gelir vergisi gelir geçici vergisi ve katma değer vergisi beyannamesinin  elektronik ortamda verilmediğinden bahisle Vergi Usul Kanununun mükerrer 355’inci maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezası ile beyanname vermediğinden bahisle kesilen usulsüzlük cezasının, mükellefe tebliğ edilen ihbarnamenin usulüne uygun tanzim edilmediği, müvekkilinin araç alım satımı yaptığı tarihlerde vergi mükellefi olmadığı, 15.11.2011 tarihinde düzenlenen tutanakla geçmişe yönelik vergi mükellefiyeti tesis edildiği, mükellefiyetten haberdar olmadığı bir dönemde elektronik ortamda beyannamenin verilmesinin mümkün olmadığı, mükellefiyet ile ilgili yükümlülüklerinin ancak mükellefiyetin öğrenildiği tarihten itibaren başlaması gerektiği iddialarıyla terkini istenmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Vergi mahkemesince, işin gereği düşünüldü:

Vergi Usul Kanununun mükerrer 355’inci maddesinin 1’inci fıkrasında bu kanunun  86, 148, 149, 150, 256 ve 257’nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257’nci madde uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlara (Kamu idare ve müesseselerinde bilgi verme görevini yerine getirmeyen yöneticiler dahil) maddede üç bent halinde sayılan özel usulsüzlük cezalarının kesilecği; 2’nci fıkrasında, bu hükmün uygulanması için, bilgi ve ibraz  ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili bilginin verilmesi için tayin olunan sürede cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve belgelerin süresi içinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında yapılacak tebliğlerde kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesinin şart olduğu, ancak, bu ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca yapılan düzenleyici idari işlemlerle duyurulması halinde, ilgililere ayrıca yazılı olarak bildirilme şartı aranmayacağı, elektronik ortamda beyanname verilmesi mecburiyetine uyulmaması halinde kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezasının, beyannamenin kanuni süresinin sonundan başlayarak elektronik ortamda 30 gün içinde verilmesi halinde 1/10 oranında, bu sürenin dolmasını takip eden  30 gün içinde verilmesi halinde ise 1/5 oranında uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir.

Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve mükerrer 257’nci maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak 376 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile ticari, zirai ve mesleki faaliyetlerinden dolayı gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerine hiçbir halde sınırlı olmaksızın yıllık gelir vergisi beyannamesini ve geçici beyannamelerini yine ticari, zirai ve mesleki faaliyetlerinden dolayı  gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri ile kurumlar vergisi mükelleflerine hiçbir hadle sınırlı olmaksızın muhtasar ve katma değer vergisi beyannamelerini elektronik ortamda gönderme zorunluluğu getirilmiştir.

Beyanname verme ve bildirimde bulunma gibi ykümlülükler, vergi mükellefi olmanın gereği olup, mükellefler açısından söz konusu yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunluluğundan bahsedilebilmesi için, kişi adına hukuka ve usulüne uygun olarak mükellefiyet tesis edilerek, bu mükellefiyetten kişinin yine usulüne uygun olarak haberdar edilmesi gerekmektedir.Kişinin hukuka uygun şekilde adına tesis edilen vergi mükellefiyetinden haberdar olması ile mükellefiyetin gereği olan yükümlülükleri yerine getirme ödevi doğacak olup, söz konusu yükümlülükleri yerine getirme ödevi mükellefiyetin iptali veya idare tarafından terkinine kadar devam edecektir.

Dava konusu olayda 15.11.2011 tarihli yoklama tutanağı ile gemişe yönelik olarak  davacı adına mükellefiyet tesis edildiği ve bu   mükellefiyet gereğince elektronik ortamda beyanname verilmediğinden bahisle özel usulsüzlük ve usulsüzlük cezası kesilmişse de, henüz mükellef olmadığı dönemde beyanname vermesi mümkün olmadığından  kesilen dava konusu özel ususüzlük cezalarında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; davanın kabulüne, dava konusu cezaların terkinine,

Limited Şirket Borcu için Ortaklardan hissesi oranında tahsili

mahkeme-karari

İzmir 2. Vergi Mahkemesi

Esas No: 2012/721 Karar No : 2013/443

ÖZÜ: Ltd.şti.nin vergi borcunun şirketten tahsili imkansız ise, ortaklara hissesi oranında gidilebilir. Ancak bu halde usuli işlemlerin yerine getirilmesi gerekir.

İstemin Özeti: Davacının ortağı olduğu tüzel kişi şirketin borçları nedeniyle sahibi olduğu parsel üzerinde bulunan yapının 2 numaralı bağımsız mülkiyete konu taşınmazı üzerinde haciz konulmasına ilişkin işlemin; adına düzenlenmiş bir ödeme emri bulunmadığı, ortağı olduğu şirketin borcunun kesinleşmediği ileri sürülerek iptali istemidir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Vergi Mahkemesince, gerği görüşüldü:

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun “limited şirketlerin amme borçları” başlıklı 35. maddesinde; “Limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar”, “Ödeme Emri” başlıklı 55. maddesinde; “Amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir “Ödeme Emri” ile tebilğ olunur….”, 62. maddesinde, “borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur.” kuralına yer verilmiştir.

Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin inelenmesinden; davacının ….. Ltd.Şti. nin ortağı olduğu şirket adına kesilen özel usulsüzlük ve usulsüzlük cezalarının tahsili amacıyla şirket adına düzenlenen ödeme emri sonrasında vadesi içinde ödenmeyen alacağın şirketin mal varlığından tahsil olanağının kalmadığının anlaşılması üzerine davalı idarece yazı ile 6183 sayılı Yasanın 62. maddesi uyarınca davacının taşınmazı üzerine haciz konduğu, davacının taşınmazı üzerinde konulan haczi 18.5.2012 tarihinde öğrendiği, önümüzdeki davanın haciz işleminin iptali istemiyle 25.05.2012 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda, davacının ortağı olduğu şirket adına özel usulsüzlük ve usulsüzlük cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emri sonrasında vadesi içinde ödenmeyen şirket borcunun şirketin mal varlığından tahsili için mal varlığı araştırması yapıldığı, şirketin taşınır ya da taşınmaz varlıklarından alacağın tahsili olanağı bulunmadığı değerlendirilerek alacağın şirketin yasal temsilcisi ve ortaklarından tahsili amacıyla 6183 sayılı Yasanın 62. maddesi uyarınca şirket ortağı olan davacının taşınmazı üzerine haciz konduğu, davalı idarece ortak sorumluluğu nedeniyle davacı adına ödeme emri düzenlenmediği, doğrudan haciz yolunun kullanıldığı görülmektedir.

Bu durumda, her ne kadar davacının ortağı olduğu limited şirketin vadesi içinde ödemediği ve şirketin malvarlığı araştırması sonucunda şirketten tahsil edilmesi olanağı bulunmadığı anlaşılan borçları bakımından davacının ortak sorumluluğu nedeniyle tesis edildiği görülmekte ise de; davacı hakkında ödeme emri düzenlenerek davacının ortağı olduğu şirketin borçlarını sermaye hissesi oranında ödemesi ya da mal bildiriminde bulunması istenmeksizin doğrudan davacının kişisel mülkiyetine konu taşınmazı üzerinde haciz uygulanmasına ilişkin dava konusu işlemde; “şekil, neden ve konu” yönünden hukuksal uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu haciz işleminin iptaline, oybirliğiyle karar verildi.

 

Limited Şirket hisse devri ve Vergi borçları

mahkeme-karariİZMİR

Bölge İdare Mahkemesi

Esas No: 2012/8227

Karar No : 2012/8794

ÖZÜ: Limited şirketten tahsil olanağı kalmayan amme borçlarından dolayı ortaklar için öngörülen sorumluluk, ortak sıfatına ve ortaklık payına bağlı bir sorumluluk olduğundan, hisse devri halinde hisseyi devralan kişinin, şirketin mali durumunu bildiği kabul edildiğinden, devir tarihinden önceki ve sonraki dönemlere ait vergi borçlarının devreden ortaktan aranmasına yasal imkan bulunmadığı hk.

İstemin Özeti:Davacı mevduat hesabına konulan haciz işleminin iptali istemiyle açılan davayı “Asıl Borçlu olan …. Tekstil Ürünleri Pazarlama İnşaat Sanayi Limited Şirketinin vergi borçlarının bulunduğu, asıl borçlu şirketin adresinde bulunmadığı gibi vergi borcunu karşılayacak mal varlığının da bulunmadığı hususlarının savunma ekinde ibraz edilen belgelerden açık bulunduğu, alacağın şirketten tahsil edilemeyeceğini bu hususlardan anlaşılması nedeniyle şirketten tahsil edilemeyen alacak nedeniyle şirket ortağı adına ödeme emirleri düzenlenerek ilanen tebliğ edilmesine karşın davaya konu edilmediği anlaşıldığından  davacı adına ödeme emri tebliğine karşın süresinde ödenmeyen alacağın tahsili amacıyla haciz işlemi uygulanmasında yasaya aykırılık görülmediği” gerekçesiyle reddeden izmir 2. VergiMahemesi Hakimliğinin 10.07.2012 gün ve E:2012/505, K:2012/696 sayılı kararının, söz konusu şirketteki ortaklığından 2005 yılında ayrıldığı kararın yasal dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. Read more

Sahteliği Kanıtlanmadıkça Belgelerde Yazılı KDV İndirim Konusu Yapılır

İzmir 4. Vergi Mahkemesi

Esas No: 2011/2164 Karar No : 2013/120

ÖZÜ: Sahteliği kanıtlanmadıkça belgelerde yazılı KDV indirim konusu yapılır.

İstemin Özeti: Davacı şirketçe, sahte belge kullandığı gerekçesiyle adına yapılan vergi ziayı cezalı KDV tarhiyatlarının; haklarında düzenlenen vergi inceleme raporunda sahte belge düzenlendiği iddia edilen ltd.şti.den alınan faturalar içeriği akaryakıtın gerçekten satın alındığı ve bedelinin banka sistemi üzerinden ödendiği,cezalı tarhiyatın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Vergi mahkemesince, dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü: Read more