Archive for 20 Aralık 2012

Eş için sosyal güvenlik kurumuna ödenen doğum borçlanması priminin ücrete ilişkin vergi matrahından indirim konusu yapılıp yapılamayacağı

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

 Sayı: B.07.1.GİB.4.35.16.01-176200-449

09/09/2011

Konu: Eş için sosyal güvenlik kurumuna ödenen doğum borçlanması priminin ücrete ilişkin vergi matrahından indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hk.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, kurumunuzda görev yapmakta olan işçi personellerden ….. ve …..’ın, eşleri için Sosyal Güvenlik Kurumuna ödedikleri doğum borçlanması tutarlarını ücretlerine ilişkin vergi matrahlarından indirim konusu yapılmasını talep ettikleri belirtilerek, konu hakkındaki Başkanlığımız görüşünün bildirilmesi istenilmektedir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Sigortalıların Borçlanabileceği Süreler” başlıklı 41 inci maddesinde,

“Bu Kanuna göre sigortalı sayılanların;

a) Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri ile 4′üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalı kadının, iki defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla hizmet akdine istinaden işyerinde çalışmaması ve çocuğunun yaşaması şartıyla talepte bulunulan süreleri,

kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları ve talep tarihinde 82′nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında olmak üzere, kendilerince belirlenecek günlük kazancın % 32′si üzerinden hesaplanacak primlerini borcun tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılarak, borçlandırılan süreleri sigortalılıklarına sayılır.

…”  hükmü yer almıştır.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde ücretin tarifi yapılmış olup, 63 üncü maddesinde de

 

“Ücretin gerçek safi değeri işveren tarafından verilen para ve ayınlarla sağlanan menfaatler toplamından aşağıdaki indirimler yapıldıktan sonra kalan miktardır.

2 – Kanunla kurulan emekli sandıkları ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20′nci maddesinde belirtilen sandıklara ödenen aidat ve primler;

 

3 – Sigortanın veya emeklilik sözleşmesinin Türkiye’de kain ve merkezi Türkiye’de bulunan bir sigorta veya emeklilik şirketi nezdinde akdedilmiş olması şartıyla; ücretlinin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza, hastalık, sakatlık, işsizlik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta poliçeleri için hizmet erbabı tarafından ödenen primler ile bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları,

 

İndirim konusu yapılacak prim, aidat ve katkıların toplamı, ödendiği ayda elde edilen ücretin % 10′unu (bireysel emeklilik sistemi dışındaki şahıs sigorta poliçeleri için ödenen primlerde, ödendiği ayda elde edilen ücretin % 5′ini) ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamaz.

…”  hükümlerine yer verilmiştir.

Öte yandan, konu ile ilgili olarak 111 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde gerekli açıklamalar yapılmıştır.

Buna göre, Gelir Vergisi Kanununun 63 üncü maddesinin 2 numaralı bendi uyarınca, ücretlilerin kendileri için Sosyal Güvenlik Kurumuna ödedikleri sigorta primleri, ücretin safi tutarının hesaplanmasında indirim olarak dikkate alınmaktadır. Ücretlinin eşi için Sosyal Güvenlik Kurumuna ödediği primlere anılan bent hükmünde yer verilmediğinden, bu primlerin indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Geç gelen faturanın Ba-Bs formunda bildirilmesinde esas alınacak tarih

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Hatay Vergi Dairesi Başkanlığı

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

 B.07.1.GİB.4.31.15.02-VUK-01-08-8 Tarih: 10.03.2011

Konu :Geç gelen faturanın Ba-Bs formunda bildirilmesinde esas alınacak tarih hk.

Başkanlığımıza bağlı … Vergi Dairesi Müdürlüğünün … T.C. Kimlik numarasında kayıtlı olduğunuz faaliyetiniz hakkında verdiğiniz ilgide kayıtlı özelge talep formunda, bazı mal alışlarınızdan dolayı adınıza düzenlenen faturaların posta yolu ile gönderildiği, elinize geç sürede ulaşan bu faturaları elinize geçtiği tarihte henüz beyanname verme süresi geçmemiş döneme ait KDV beyannamesinde indirim konusu yaparak beyanlarınıza dahil ettiğinizi ve bu döneme ilişkin Ba formu ile beyan ettiğinizi, oluşan bu durum nedeniyle kayıtlı olduğunuz Vergi Dairesi Müdürlüğünce Ba formunuzda tespit edilen uyumsuzluğun giderilmesinin istenildiğini, ancak yapılacak bu düzeltmenin Vergi Usul Kanununun 355’inci maddesine göre özel usulsüzlük cezası kesilmesine neden olacağını belirterek, faturanın sonradan ulaşması durumunda, faturanın kayıtlara alındığı tarihte mi, yoksa düzenlendiği tarih itibariyle mi form Ba’ya dahil edilmesi gerektiği konusunda bilgi verilmesi talep edilmiştir.

 

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve mükerrer 257’nci maddelerinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan; 350, 362, 381 ve 396 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri uyarınca bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını «Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)» ile; mal ve hizmet satışlarını ise «Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)» ile bildirmeleri hususunda yükümlülük getirilmiştir.

 

Konuyla ilgili olarak yayımlanan 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin «Bildirime Konu Alış/Satışlar ve Hadler» başlıklı 1.2’nci bölümünde, «Bildirim mecburiyeti bulunan mükelleflerce, belirlenen hadler çerçevesinde yapılan her türlü mal ve/veya hizmet alış ve satışları, bunlara ilişkin belgenin türüne (Fatura, irsaliyeli fatura, serbest meslek makbuzu,müstahsil makbuzu, gider pusulası, akaryakıt pompalarına bağlı ödeme kaydedici cihaz fişi,sigorta komisyon gider belgesi ve yolcu bileti gibi) bakılmaksızın Ba-Bs bildirim formlarına dahil edilecektir.» denilmektedir.

 

Bahse konu Tebliğin «2-Bildirimlerin Dönemi ve Verilme Süresi» başlıklı 2’nci bölümün «Dönemi» başlıklı (2.1.) bendinde; «Yükümlülük kapsamındaki mükelleflerin mal ve/veya hizmet alış/satışlarının aylık dönemler itibariyle bildirilmesi gerekmektedir.

Mal ve/veya hizmet alış/satışlarının bildirilecekleri aylık dönemler, bunlara ilişkin belgelerin düzenlenme tarihi dikkate alınarak belirlenir.» hükmü yer almaktadır.

 

Bu itibarla; yükümlülük kapsamındaki kayıtlı olduğunuz faaliyetiniz ile ilgili olarak yaptığınız ve aylık dönemler itibariyle bildirmek zorunda olduğunuz mal ve/veya hizmet alışlarınızın bildirileceği aylık dönemin, bu alışlara ilişkin belgelerin düzenlenme tarihi dikkate alınarak belirlenmesi gerekmektedir.

 

Bilgilerinize rica ederim.

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde Ba-Bs Formu

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

Sayı : B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-555 08/12/2010

Konu : Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde Ba-Bs Formu hk.

 

İlgi dilekçenizde, … Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün … vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz, yapı denetim işi ile iştigal ettiğiniz, sunmuş olduğunuz hizmetlere ilişkin olarak arsa sahiplerine fatura tanzim ettiğiniz, ancak kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği söz konusu faturalara ilişkin ödemelerin müteahhit firma tarafından yapıldığı belirtilmekte, Bs Formuna arsa sahibinin mi yoksa müteahhit firmanın mı adının yazılması gerektiği hususunda Başkanlığımızın görüşü talep edilmektedir.

 

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve Mükerrer 257 nci maddelerinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak, 350 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğiyle, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; mal ve hizmet satışlarını ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)” ile bildirmeleri yükümlülüğü getirilmiş, 362 , 381 ve 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleriyle de bu yükümlülüğe ilişkin açıklamalar yapılmıştır.

 

396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin “Bildirime Konu Alış/Satışlar Ve Hadler” başlıklı bölümünün 1.2.1. numaralı bendinde “Bildirim mecburiyeti bulunan mükelleflerce, belirlenen hadler çerçevesinde yapılan her türlü mal ve/veya hizmet alış ve satışları, bunlara ilişkin belgenin türüne (Fatura, irsaliyeli fatura, serbest meslek makbuzu, müstahsil makbuzu, gider pusulası, akaryakıt pompalarına bağlı ödeme kaydedici cihaz fişi, sigorta komisyon gider belgesi ve yolcu bileti gibi) bakılmaksızın Ba-Bs bildirim formlarına dahil edilecektir.” açıklaması yer almaktadır.

 

Ayrıca, aynı tebliğin 1.2.2 bölümüne göre, mükelleflerin 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerine ilişkin mal ve/veya hizmet alışları ile mal ve/veya hizmet satışlarına uygulanacak had 5.000 TL olarak yeniden belirlenmiştir. Bir kişi veya kurumdan katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet alışları, “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; bir kişi veya kuruma katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet satışları ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)” nun Tablo II alanında bildirilecektir.

 

Buna göre, arsa sahipleri adına düzenlenen söz konusu faturaların, 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen usul ve esaslara gore, faturalarda yer alan Vergi Kimlik Numarası/T.C. Kimlik Numarası ile unvan bilgileri dikkate alınmak suretiyle, Bs bildirimine dahil edilmesi gerekmektedir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

İade edilen kira nedeniyle tevkif edilen stopajın iadesi

 İade edilen kira nedeniyle tevkif edilen stopajın iadesi

 

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden, gayrimenkulünüzü 01.05.2008 tarihinde 5 yıllığına … Bank’a kiraladığınızı ve 01.05.2010-30.04.2011 kira dönemine ait 1 yıllık kirayı peşin olarak tahsil ettiğinizi, banka tarafından peşin ödenen kira üzerinden sorumlu sıfatıyla tevkif edilen stopajın vergi dairesine ödendiği, ancak 28.02.2011 tarihinde banka tarafından kira sözleşmesinin fesih edildiğini, tahliyeden sonraki (01.03.2011-30.04.2011) tarihler arasında bankanın fazladan ödemiş olduğu kira   ile sorumlu sıfatı ile ödenen stopajın banka tarafından talep edildiği belirtilerek, kira bedeli ve banka tarafından sorumlu sıfatıyla fazladan ödenen stopajın iade edilmesi halinde, bankaya iade edeceğiniz  stopaj tutarının yıllık gelir vergisi beyannamesinden mahsup edilip edilemeyeceği hususunda  görüş talep edildiği anlaşılmıştır.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94 üncü maddesinde, kimlerin tevkifat yapmaya mecbur oldukları ve hangi ödemelerden tevkifat yapılacağı sayılmış olup, anılan maddenin birinci fıkrasının (5/a) bendinde, aynı Kanunun 70 inci maddesinde yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığı yapılan ödemeler üzerinden, (2009/14592 sayılı B.K.K. ile) % 20 oranında vergi tevkifatı yapılması gerektiği hükme bağlanmıştır.

 

Anılan Kanunun 96 ncı maddesinde, vergi tevkifatının, 94 üncü madde kapsamına giren nakden veya hesaben yapılan ödemelere uygulanacağı, bu maddede geçen hesaben ödeme deyiminin, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade ettiği, vergi tevkifatının, ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılacağı, kesilmesi gereken verginin ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halinde bu verginin, bilfiil ödenen miktar ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanacağı hükmüne yer verilmiştir.

 

Aynı Kanunun 121 inci maddesinde, “Yıllık beyannamede gösterilen gelire dahil kazanç ve iratlardan bu kanuna göre kesilmiş bulunan vergiler, beyanname üzerinden hesaplanan Gelir Vergisi’nden mahsup edilir.

 

Mahsubu yapılan miktar Gelir Vergisi’nden fazla olduğu takdirde aradaki fark vergi dairesince mükellefe bildirilir ve mükellefin tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde müracaatı üzerine kendisine red ve iade olunur.

 

……”hükmüne yer verilmiştir.

 

Diğer taraftan, 252 seri no.lu Gelir Vergisi Genel, Tebliğinin “3.Gelir ve Kurumlar Vergisi ile İlgili Vergi Hatalarından Kaynaklanan İade İşlemleri” başlıklı bölümünün 3.2. Diğer Vergi Borçlarına Mahsup veya Nakden İade’ başlıklı alt bölümünde:

 

“Fazla veya yersiz olarak vergi tahakkuk ettirilmesine neden olan vergi hatasının düzeltilmesi halinde, vergi hatası nedeniyle fazla olarak tahakkuk ettirilmiş verginin ödenmiş olması şartıyla, verginin mükellefe iadesi gerekmektedir.

 

Vergi borçlarına mahsup talebi halinde bu talebin bir dilekçe ile vergi dairesine bildirilmesi gerekmektedir. Düzeltme işlemi ile iade işleminin aynı vergi dairesi tarafından gerçekleştirilmesi durumunda iade işlemi için dilekçe dışında ayrıca bir belge ibrazına gerek yoktur. Vergi dairelerinin farklı olması halinde hata nedeniyle fazladan tahakkuk etmiş olan verginin ödendiğini gösteren belgenin ibrazı gereklidir.

 

Mahsubu talep edilen vergi borçları için, mükellefin vergi hatasının düzeltilmesini ilgili vergi dairesine dilekçe ile haber verdiği tarih itibariyle mahsup işlemi yapılmış sayılır ve mahsubu talep edilen vergi borçları için bu tarihten itibaren gecikme zammı hesaplanmaz.”

 

açıklamalarına yer verilmiştir.

 

Ayrıca, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun vergilendirme ile ilgili birinci kitabının altıncı kısmının üçüncü bölümünde, vergi hataları ile ilgili düzenlemeler yapılmış, bu düzenlemeler içerisinde 118 inci madde de “Açık olarak vergi mevzuuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi ve alınması” mevzuda hata olarak tanımlanmıştır.

 

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre; … Bank tarafından, tarafınıza ödenen 12 aylık kira bedelinin tamamı üzerinden tevkifat yapılarak 2010/05 dönemine ilişkin muhtasar beyanname ile beyan edilmiş olması gerekmektedir. Kiralanan işyerinin tahliyesi durumunda, tahliye tarihinden sonra kiralamadan söz edilemeyeceğinden bu ödemelere ilişkin olarak ödenen tevkifat fazla ve yersiz ödenen vergi niteliği kazanacak olup, anılan banka tarafından tahliye tarihinden sonraki dönemler için tevkif yoluyla ödenen vergiler için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 116 ncı ve 123 üncü maddeleri ile 252 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılan açıklamalar çerçevesinde verginin ödenmiş olması şartıyla şahsınızca bağlı bulunduğunuz vergi dairesi müdürlüğüne başvuru yapılması halinde gerekli düzeltme işlemleri yapılmak suretiyle bahse konu verginin tarafınıza iadesi mümkün olabilecektir. Ancak iadesi yapılan stopaj tutarının, yıllık gelir vergisi beyannamesi üzerinden hesaplanacak olan gelir verginizden mahsubunun yapılmayacağı tabiidir.

Çekle Yapılan Kira Ödemeleri Tevsik edici belgemidir

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

 Sayı : B.07.1.GİB.4.34.16.01-GVK 70-43 05/01/2012

Konu : Çekle yapılan kira ödemelerinde çekin tevsik edici belge olarak kabul edilip edilmeyeceği ile tahsil tarihi olarak hangi tarihin esas alınması gerektiği.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; çek ile yapılan kira ödemelerinde, çekin kiracının kendi çeki olması veya başkasının çeki ile kira ödemesinin yapılması halinde 268 seri no’lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde bahsedilen tevsik edici belge olarak dikkate alınıp alınmayacağı ile vadeli çekle yapılan kira ödemelerinde elde etmenin ne zaman gerçekleşeceği, vadeli çekin kiracıdan alındığı tarihin mi yoksa bankalardan tahsil edildiği tarihin mi kira tahsil tarihi olacağı hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde gayrimenkul sermaye iradının tarifi yapılmış ve bu kapsamda binaların ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratlar da gayrimenkul sermaye iradı olarak sayılmıştır. Aynı Kanunun 70 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında, mal ve haklar ticari ve zirai bir işletmeye dahil bulunduğu takdirde, bunların iratlarının ticari veya zirai kazancın tespitine müteallik hükümlere göre hesaplanacağı, hükme bağlanmıştır.

Anılan Kanunun 72 nci maddesine göre, gayrimenkul sermaye iratlarında, gayrisafi hasılat, 70 inci maddede yazılı mal ve hakların kiraya verilmesinden bir takvim yılı içinde o yıla veya geçmiş yıllara ait olarak nakden veya aynen tahsil edilen kira bedellerinin tutarı olup, gelecek yıllara ait olup peşin tahsil olunan kiralar, ilgili bulundukları yılların hasılatı sayılır.

Diğer taraftan, 268 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde işyeri ve konut kiralama işlemlerine ilişkin yapılacak tahsilat ve ödemelerin banka veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsikine ilişkin olarak açıklamalar yapılmış olup, buna göre;

-Konutlarda, her bir konut için aylık 500 TL ve üzerinde kira geliri elde edenlerin,

-İşyerlerinde, işyerini kiraya verenler ile kiracıların kiraya ilişkin tahsilat ve ödemelerinin

1/11/2008 tarihinden itibaren banka veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgelerle tevsik edilmesi zorunluluğu getirilmiştir.

Söz konusu tebliğe göre, banka veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü aracı kılınmak suretiyle, para yatırma veya havale, çek veya kredi kartı gibi araçlar kullanılmak suretiyle yapılan tahsilat ve ödemeler karşılığında dekont veya hesap bildirim cetvelleri düzenlendiğinden bu belgeler tevsik edici belge kabul edilecektir. Bankaların internet şubeleri üzerinden yapılan ödeme ve tahsilatlar da aynı kapsamdadır.

Öte yandan, Türk Ticaret Kanununu hükümlerine göre, çekin görüldüğünde ödeneceği, buna aykırı herhangi bir kaydın yazılmamış hükmünde olacağı belirtilmekte ve keşide tarihi düzenleme tarihinden sonraki bir tarih olan çeklerin ise görüldüğünde ödenmesi gerektiği açıkça belirtilmektedir. Buna göre, çek bir ödeme aracıdır ve görüldüğünde ödenmesi gerekir. Dolayısıyla, keşide tarihi düzenlenme tarihinden sonra olan bir çekin bankaya ibrazı anında ödenmesi gerekmektedir. Ancak, uygulamada çekler senet gibi kullanılmakta, ödeme işlemine bir vade kazandırmak amacıyla çeklere genellikle keşide tarihi olarak düzenlenme tarihinden sonraki bir tarih belirlenmektedir.

Diğer taraftan, 5941 sayılı Çek Kanununun Geçici 1 nci maddesinin 5 numaralı bendinde, 31/12/2011 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersiz olduğu hüküm altına alınmıştır. Yapılan bu düzenlemeyle, 31/12/2011 tarihine kadar keşide tarihi düzenlenme tarihinden sonra olan çeklerde, düzenlenme tarihi ile keşide tarihi arasındaki süre yasal bir vade hükmü kazanmaktadır.

Ancak, gerek çek hakkında yapılan bu geçici düzenleme, gerekse uygulamada çekin vadeli olarak kullanılması, çekin bankadan tahsili açısından geçerli olup, ticari açıdan çekin istenildiği zaman başkalarına ciro edilmesi, takas edilmesi ve mal ve emtia alımında kullanılmasına engel teşkil etmeyecektir. Bu çerçevede, kira karşılığı çek alındığı andan itibaren, mükellefin söz konusu çeki herhangi bir şekilde (ciro gibi) kullanması veya üzerinde tasarrufta bulunması mümkün olup, gayrimenkul sermaye iradının tahsilini, çekin bankadan tahsil zamanına bağlamak hem hukuki hem de ekonomik gerçekliğe uygun düşmemektedir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, mal ve hakların kiraya verilmesinde ilgili yıla veya geçmiş yıllara ilişkin olarak çekle yapılan kira tahsilatları çekin alındığı dönemin geliri, gelecek yıllara ait olup çekle peşin tahsil olunan kiraların ise ilgili bulundukları yılların gelirleri olarak dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca, işyeri ve konut kiralama işlemlerine ilişkin yapılacak tahsilat ve ödemelerin banka veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsiki açısından, çekle yapılan tahsilat ve ödemeler karşılığında dekont veya hesap bildirim cetvelleri düzenlendiğinden bu belgeler tevsik edici belge kabul edilecektir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.