Archive for 12 Mart 2012

Bağımlı SMMM ler ismo TFRS video2

istanbul Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odasının düzenlemiş olduğu, Türkiye Finansal Raporlama Standartları Bağımlı Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler için 1 no.lu videoyu yayınlamıştık.

Şimdide iki nolu videoyu hepbirlikte izleyelim ve öğrenelim..

Kira Gelirleri GMSİ bayanı merak edilen konular

Mart 2013 Kira Gelirlerinin Beyanı
Bilindiği üzere Mart Ayı, vergi Ayı 2011 yılına ilişkin Gerçek Gelir ve Kazançlar için Vergilerin beyan ve ödeneceği aydır.

KONUTLARDA BEYAN SINIRI VE İSTİSNA
– Bir takvim yılında, konut kira gelirleri toplamı 2 bin 800 TL istisna sınırını aşmayanlar, bu gelirlerini beyan etmeyecekler.
– Geçmiş yıllarda konut kira gelirlerini beyan edenlerin, 2011’de niye beyan etmediklerini (örneğin 2 bin 800 lirayı aşan kira geliri tahsil etmediklerini) vergi dairesine bildirmelerinde yarar var.
– Ticari, zirai veya mesleki kazancı nedeniyle gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, 2 bin 800 TL’lik istisnadan yararlanamıyorlar.
– Kiradan, önce istisna sonra giderler düşülecek.

İŞYERLERİNDE BEYAN SINIRI
– Bir takvim yılında stopaja (yüzde 20 vergi kesintisine) tabi tutulan işyeri kira gelirlerinin brüt (stopaj öncesi) tutarı 23 bin TL’yi aşmayanlar, beyanname vermeyecekler.
– 23 bin lirayı aşanlar ise, tamamını beyan edecekler.

HEM İŞYERİ HEM KONUT KİRASI
Konut kirasının, istisna tutarını (2 bin 800 TL’yi) aşan kısmı ile işyeri kirasının brüt tutarı, 23 bin lirayı aşıyorsa hem konut hem de işyeri kiraları beyan edilecek.
Toplam kira, 23 bin lirayı aşmıyorsa, sadece konut kira gelirleri beyan edilecek.

BİRDEN FAZLA KONUTTA İSTİSNA
Birden fazla konuttan kira geliri elde edenlerde, 2 bin 800 TL’lik istisna kira gelirleri toplamına bir defa uygulanacak.

HİSSELİ EVLERDE İSTİSNA AVANTAJI
Kira alınan ev iki kişiye (örneğin karı-kocaya) aitse, her ikisi de 2 bin 800 TL’lik istisnadan ayrı ayrı yararlanacak.

EMEKLİ AYLIĞI VE ÜCRET GELİRİ
Kira geliri elde edenin SSK (4/a), Bağ-Kur (4/b) veya TC Emekli Sandığı’ndan (4/c), emekli aylığı alması halinde, kira gelirini beyan ederken, emekli aylığı gelirini de beyan etmesine gerek yok.
Kira geliri olanların, ayrıca tek işverenden alınmış ve tek işveren tarafından vergilendirilmiş ücret gelirinin de olması halinde, tutarı ne olursa olsun ücret gelirleri beyan edilmeyecek.

KONUT DA İŞYERİ OLUR MU?
Konutunu, bir şirkete ya da şahsa, “büro” olarak kiraya verenler, “işyeri kirası” elde etmiş sayılıyorlar.
Bu durumda, yıllık kira tutarı 2011’de 23 bin lirayı aşmıyorsa gelir vergisi beyannamesi verilmeyecek.

GERÇEKTEN GÖTÜRÜYE DÖNÜLÜR MÜ?
Götürü gider yöntemini seçenler, iki yıl geçmedikçe “gerçek gider” yöntemine dönemiyorlar. Ancak gerçek gider yöntemini seçenler, diledikleri zaman “götürü gider” yöntemine dönebilirler.

AMORTİSMAN ORANI
Gerçek gider yöntemini seçenler, gayrimenkulün alım bedelinin (tapu harcı ve komisyon dahil) “yüzde 2’si oranında” amortismanı gider olarak düşebilecekler.

GERÇEK GİDERLER VE İSTİSNA
Konutlarda, 2011 yılı için 2 bin 800 TL
istisna var.
Gerçek gider yöntemini seçenler, gerçek giderleri (ödedikleri banka faizi, evin satın alma bedelinin ilk beş yılda yüzde 5’ini, amortismanı, kira alınan evin emlak vergisi, bakım onarım gideri) toplamından, 2 bin 800 TL istisnaya isabet eden kısmı düşemeyecekler.
ÖRNEK: Ayla Hanım’ın gerçek giderleri toplamı 28 bin 600 TL. Konut kira gelirleri de 30 bin TL’dir.
Bu durumda, aşağıdaki gibi bir hesaplama yapılacak:

NOT : Vergiye tabi hasılat (toplam kira geliri – istisna) şeklinde bulunuyor.
Bu duruma göre; 2.800 TL istisna, gerçek gider olarak 25.930 TL indirilebilecek. Vergi matrahı (30.000 – 28.730 =) 1.270 TL olacak, 190 TL de Gelir Vergisi ödenecek.

Şükro Kızılot

İTİCÜ Yeni Türk Ticaret Kanunu Konferansı

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, güçlü şirketlerin, güçlü sermaye ile olacağını, güçlü olmanın gerçekten reel faktörleri dikkate alan bir yönetimle olacağını belirterek, “Güçlü şirketin, güçlü sermaye, reel faktörleri dikkate alan yönetim ve etkin bir denetimle olacağını belirterek, “Bütün bunların var olması güçlü bir ekonomiyi oluşturur. Güçlü ekonomi de güçlü Türkiye’yi oluşturur. Bizim hedefimiz bu alanda Türkiye’yi ticaretin en kolay yapıldığı ülke haline getirmektir” dedi.

Yazıcı, İstanbul Ticaret Üniversitesi (İTİCÜ) Eminönü Yerleşkesi’nde düzenlenen “Yeni Türk Ticaret Kanunu”nun Mükellefe Etkileri” konulu konferansta yaptığı konuşmada, bugünün Dünya Kadınlar günü olduğunu anımsatarak, bütün kadınların gününü kutladığını ve başarılar dilediğini söyledi.

Bakan Yazıcı, Türk tarihine bu perspektifle bakıldığında, dünyadaki ilk kadın örgütünün Türk tarihi içerisinde yer aldığını dile getirerek, Ahilik Teşkilatı çerçevesinde Kadınlar Birliğinin 1600’lü yıllarda kurulduğunu ve bu örgütün dünyadaki ilk kadın örgütü olduğunun da yüksek sesle her yerde dillendirilmesi gerektiğini söyledi.

Dünyanın çok büyük bir hızla değişimi ve dönüşümü yaşadığını dile getiren Yazıcı, bugün yürürlükte bulunan Türk Ticaret Kanunu’nun 55 yaşında olduğunu anımsattı.

Bakan Yazıcı, bu 55 yıl içerisinde hemen her şeyin değiştiğini ifade ederek, anlayışların, devlet yapılarının değiştiğini, birey ve tüketici haklarının önem kazandığını kaydederek, bütün bu değişimlerin ticaret alanını da etkilediğini, ticaretin enstrümanlarının farklılaştığını, büyük bir hızla rekabetçi bir şekilde malların, insan hareketlerinin hız kazanarak devam ettiğini söyledi.

Ticaretin insanın herhalde tükettiğinden fazla ürettiği günden bugüne kadar var olduğunu belirten Yazıcı, en çok yasal düzenlemelerin de ticaret ve üretim ile ilgili yapıldığını tahmin ettiğini bildirdi.

Yazıcı, yeni Türk Ticaret Kanununa ilişkin bütün ihtiyaçlar dikkate alınarak 2000’li yıllarda çalışılmaya başlanıldığını, 11 yıl süren çalışma sonucu hazırlanan taslağın TBMM’de tüm partilerin mutabakatıyla yasalaştığını ve 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe gireceğini hatırlatarak, şunları ifade etti:

“Bir defa şunun altını çizmek istiyorum. Herhangi bir alana ilişkin yapılan yasal düzenleme mutlaka o alandaki sorunları gidermeye, o alanda iştigal eden insanların hareket alanını genişletmeye, kolaylaştırmaya, daha doğrusu, güven oluşturmaya yöneliktir. Güven kavramı önemli. O halde ekonomik ve ticari faaliyet çerçevesinde konuya baktığımızda gerek tüccar gerek sanayici gerek esnafın işini yaparken mutlaka güven duyarak işini yapması gerekir. Komplikasyonlardan uzak, onun tek derdi ürettiğinin kalitesi, rekabet gücünün artışı olması lazım. Ticaret Kanunu’nda bu perspektifle konuya yaklaşıyoruz.

Güçlü şirketler var. Güçlü şirket nasıl olur? Güçlü sermaye ile olur. Güçlü, gerçekten reel faktörleri dikkate alan bir yönetimle olur. Güçlü şirket işlemlerin denetimi, bilançoların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının biliniyor olması dolayısıyla etkin bir denetimle olur. Bütün bunların var olması güçlü bir ekonomiyi oluşturur. Güçlü ekonomi de güçlü Türkiye’yi oluşturur. Bizim hedefimiz bu alanda Türkiye’yi ticaretin en kolay yapıldığı ülke halinde getirmektir. Aynı zamanda ticaretin en güvenli şekilde yapıldığı bir ülke haline getirmek istiyoruz.”

“Şirketler, bağımsız denetim elemanları tarafından denetlenecek”

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, 1 Temmuz’da yürürlüğe girecek Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda şirketlerin bağımsız denetim elemanları tarafından denetleneceğini belirterek “Elbette biz hizmet üretirken, satarken yeni bir uygulamaya girerken, ülkemizin insanlarının bu alanda mutlaka yarışa girecek ortama sokulmaları gerekiyor” dedi.

İstanbul Ticaret Üniversitesi (İTİCÜ) Eminönü Yerleşkesi’nde düzenlenen “Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun Mükelleflere Etkileri” konulu konferansta konuşan Yazıcı, Yeni Türk Ticaret Kanununun elbette birçok düzenlemeyi içinde barındırdığını belirterek, bu kanunun, dünyada oluşan gelişmelerin dikkate alınmasıyla düzenlendiğini kaydetti.

Yazıcı, mevcut kanuna göre anonim şirket kurulabilmesi için sermaye bulunsa bile tek başına kurulamayacağını ve en az 4 kişi daha bulunması gerektiğini ifade ederek, kişilere sembolik paylar verilecek işlerin kurulan kişi tarafından yürütüldüğünü, ancak tökezlenme durumunda diğer kişilerin kendilerini mahkemede bulduğunu söyledi.

Yeni kanunun bu durumu gerçekliğe uygun şekilde düzenlediğini anlatan Yazıcı, şunları aktardı:

“Artık tek kişi şirket kurabilir. Asgari sermaye miktarları az, anonim şirket 50 bin lira limited şirketlere 10 bin lira az. Bununla ilgili çözümü de ‘bu miktarları Bakanlar Kurulu artırmaya yetkindir’ deniliyor. Limited şirketleri 10 katına kadar çıkarma yetkisi var. Öte yandan, şirketlerin yönetim kurulu üyesi olmak için pay sahibi olmasına gerek yok. Yönetim kurulu sayısına sınırlama getirilmemiş. Ama birden fazla kişiyse bunun 4’te birinin yüksek tahsilli olma şartı getiriliyor. Artık 81 ilde üniversitemiz var. Vakıf üniversiteleri var. 2 yıllıkları da kapsıyor. Eğitilmiş birinin şirket yönetiminde olması Türkiye açısından sorun değil diye düşünüyorum. Bu çağda, bu zamanda zor değil. ‘Türkiye için bu sorundur’ derseniz tartışırız, ama bu sorun değil. Türkiye’nin okuma oranı yükseldi. Yüksek öğrenim görmüş insanların sayısı fazladır.”

“Bu kanunu eleştirenler de var. Çok doğal, bundan memnuniyet duyuyorum”

Yazıcı, yeni kanuna göre şirketlerin artık denetim organının olmayacağını belirterek, “Şirketler, bağımsız denetim elemanları tarafından denetlenecek. Peki kimler bu denetimi yapacak? Bunu da Kanun Hükmünde Kararname ile oluşturulan Kamu Gözetimi Muhasebe Standartları Yüksek Kurulu belirleyecek. Herkes bağımsız bir denetçi değildir. Bu bağımsız denetim kurulları da olacak, bağımsız denetçiler de olacak. Uluslararası denetim firmaları var. Dünyanın her tarafında öne çıkıyorlar. Elbette biz hizmet üretirken, satarken yeni bir uygulamaya girerken, ülkemizin insanlarının bu alanda mutlaka yarışa girecek ortama sokulmaları gerekiyor” diye konuştu.

Herhangi bir kamu kuruluşu ile ilgili yapılandırma konusunda hizmet satın alınacağını ve deneyim istendiğini ifade eden Yazıcı, “10 yıl deneyim olması lazım’ deniliyor. Deneyim imkanı vermezsen nasıl deneyim olacak? Yerli firma yok. Bu alanın da bu perspektifle düzenlenmesi gerekiyor” dedi.

Yazıcı, bütçe uygulamalarına denetlenme zorunluluğu getiren uygulamaların büyük yarar sağlayacağını anlatarak, şunları söyledi:

“Denetçiler, ‘şirketin kayıt ve belgelerini inceledik ve hukuka aykırı herhangi bir durum yoktur’ deniliyor. Böyle bir şey olabilir mi? Denetçiler sorumlu olacak. Denetçi ve yönetim ile ilgili ilişkiler de düzenlenmiş. Yönetim kurulu ve genel kurul toplantılarına elektronik ortamda katılma imkanı verecek. Böylesine faaliyet süreçlerini kolaylaştırılan bir kanun. Bu kanunu eleştirenler de var. Çok doğal, bundan memnuniyet de duyuyorum. Bu kanun herkesi ilgilendiriyor. Yolları, toplu konutları, havaalanlarını, savunma sanayisini ilgilendiriyor. Bu kanun ile ticaretin aktörleri vergilerini ödeyecek. Bu amaçla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile 13 bölgede kanun ile ilgili hususları paylaşmak amacıyla toplantılar düzenledik. Bu kanunun uygulanmasıyla ilgili toplantılar faydalı oldu. Konuşmak iyidir ama bunlar bir zemine otursun. Sırf karalama amaçlı yapmayalım.”

“Eleştirilerin hemen hemen tamamının ikincil düzenlemelerle giderileceğini düşünüyorum”

Yazıcı, artık 1 Temmuz’dan itibaren şirket ortağının şirketten para alamayacağını belirterek, “Şirketin faaliyetleri için alınacaksa olur. Ama ‘istediğimde bu parayı alayım’ dersen olmaz. O zaman şirket kurma. Faaliyet alanlarının net olması gerekiyor. Artık dünya ile yarışıyorsunuz. Dünya ‘şirket’ten ne anlıyorsa, siz de öyle olmalısınız. Parayı çekip cebine atma gibi bir şey olamaz. Şirketin sözleşmesinde yer alan faaliyetlerde kullanacaksınız. Paranız yoksa gidip bankadan alacaksınız” diye konuştu.

Şirketten, “Kar payı avansı” alınabileceğini ve bunun şirketten borç almanın istisnası olacağını ifade eden Yazıcı, internet sitesinin kurulmasının istenmesinin ve şirketin bilgilerinin yayınlanması zorunluluğu getirilmesinin eleştirildiğini söyledi.

Yazıcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şirketler genel kurul yapmaz mı? Şirket yöneticilerin ne kadar alacağı belirlenmez mi? Kar-zararı, hesap bakiyeleri, bilançoları genel kurulda okunmaz mı? Tutanaklarda yer almaz mı bunlar? Her şirketin internet sitesi zaten var. Bu sitenin belli bir bölümüne bilgilerin yer alacağı alan tahsis edilmesini istiyoruz. Biz bunu bu yasayla daha çağdaş hale getiriyoruz. Bununla ilgili uygulamalar, 1 Temmuz 2013’de yürürlüğe girecek. Biz süreci oluruna terk eden bir anlayışa sahip değiliz. Bu kanun, ajandamızın başında yer alıyor. Her gün gündemimizde yer alıyor.

İkincil düzenlemeleri, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından çıkarılıyor. Yürürlüğe girmemiş kanuna dayanarak ikincil düzenleme çıkarıp hayata geçirebilir misiniz? İkincil düzenlemeler ile ilgili hazırlıklarımız bitmiş, bu ay arkadaşlarımız beni bilgilendirecek. İnşallah hiçbir sıkıntı yaşamadan, sitemizde eleştirileri de açık hale getirerek, ikincil düzenlemeleri hayata geçireceğiz. Hiçbir kanun kutsal kitap değildir. Ama eleştirileri yaparken de kanunun özünü gözden kaçırmamak gerektiğini düşünüyorum. Eleştirilerin hemen hemen tamamının ikincil düzenlemelerle giderileceğini düşünüyorum. Mutlaka şu alana ilişkin düzenleme gereği duyulursa yüce Meclis yapar. Hedefimiz, Türkiye’yi en kolay ve en güvenilir ticaretin yapıldığı ülke haline getirmektir.”

SATSO dan yeni TTK değerlendirmesi

Satso dan Yeni Türk Ticaret Kanunu Değerlendirmesi

SATSO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Kösemusul 01 Temmuz2012tarihiitibariyle yürürlüğe girmesi planlananYeniTürkTicaretKanunuileilgili değerlendirmelerde bulundu.

SATSO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Kösemusul 01 Temmuz 2012 tarihi itibariyle yürürlüğe girmesi planlanan Yeni Türk Ticaret Kanunu ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Kösemusul yaptığı yazılı açıklamada: ““Günümüzde gittikçe küreselleşen ticari yaşama entegre olabilmek şirketlerin uluslar arası pazarlarda gücünü destekleyen en önemli unsurlardan biri. Türkiye’de son yıllarda bu konuda atılan en büyük adımolan ve  büyük değişikliklere yol açması beklenen yeni TTK 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecek. Yeni Türk Ticaret Kanunu, 116 bin anonim şirket ve 691 bin limitet şirketi etkileyecek. Toplam bin 535 maddeden oluşan kanun, firmaların yönetim kurulundan gelirlerine, internette bilgi paylaşımına kadar pek çok yenilik içeriyor.
6102 sayılı Yeni TTK’nın, tüketicinin korunması, bilgi toplumuna uygun hizmetlerin ön plana çıkması; elektronik ortamda birçok işlemin hukuka uygun olarak yapılması, finansal tabloların ve denetimin uluslar arası standartlara göre hazırlanması, şirket kurmanın kolaylaştırılması ve web sitesi zorunluluğu gibi maddeleriyle Türk işletmelerini çağdaş, rekabet edebilen bir yapıya kavuşturması bekleniyor” diye konuştu.
Yeni Türk Ticaret Kanunu ile ilgili tedirginliklerin ve çekinceleri de söz konusu olduğunu belirten Kösemusul ayrıca şunları kaydetti: “Yapılan değişikliklere özüne itiraz yok ancak, detaylara inildiğinde bazı sakıncalı yanları ortaya çıkıyor. Örneğin;internet sitesi kurma zorunluluğu ve sanal alemde şirket mahrem bilgilerin yayınlanması,ortakların şirketten borçlanması, borçlanmayla ilgili düzenlemeler, dış denetimde büyük küçük ayrımı yapılmaması, yeni oy hakkı düzeni, ağır denetim kuralları, yasanın öngördüğü hapis cezaları, İşletmelerdeki bütün belgelerin değişecek olması, belgeleri saklama yükümlülüğü gibi konularda tereddütler yaşanmaktadır. Bu tereddütler konusunda ayrıca ve özellikle belirtmek isterim ki,  şirketlerin internet siteleri üzerinden şirketin mali tablolarını herkesin görmemesi gerekir. Çünkü bu durum rekabet ortamına zarar verir. İlgili kanun maddesi mahremiyeti ihlal ediyor. Şirketleri dışarıda rekabet ettiği oyunculara karşı korumasız bırakıyor Sanal ortamda bulunan değerleri şirket ilgililerinin görmeleri daha uygun olacaktır. Firmaların dipnotlarının dahi kamuya açık olması gelecekte ummadığımız sorunlar doğurabilecektir. Ayrıca şirkete borçlanan ortaklara (300 günden az olmamak kaydıyla) adli para cezası uygulanmasını öngören madde  (359. madde) yer alıyor. Bununla birlikte denetimlerde her türlü belgenin orijinalini yanında ortaya koymayanlara (200 günden az olmamak kaydıyla); web sayfası olmayan firmaların hissedarlarına verilecek adli para cezaları mercek altına alınacak. Firmaların internette mali tabloları ve borçlarının bulunmasını esas alan madde de şeffaflık adına sorgulanıyor. Bu konuda da bizler iş dünyası olarak ekonomik suça ekonomik yaptırım görüşünü savunuyoruz. 2012 Temmuz ayında yürürlüğe girecek kanunun noksan taraflarının büyüteç altına alınması memnuniyet verici. Türk Ticaret Kanunu’nda da sektörün, ilgili tarafların taleplerine bağlı kalarak, dengeyi ve adaleti koruyacak kararlar alınmalı. TTK yeniden yazıldığı, dizaynedildiği için boşluklar içeriyor. Kesimlerin görüşlerinin incelenmesi ile kapsamlı bir biçimde değiştirilebilir.”

Hayrabolu Ticaret ve Sanayi Odası Yeni TTK toplantısı

Hayrabolu Ticaret ve Sanayi Odası Yeni TTK toplantısı

Hayrabolu Ticaret ve Sanayi Odası 10 Mart 2012 Cumartesi Trakya ABİGEM, Hayrabolu Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) ve Yeminli Mali Müşavirler, Yeni Türk Ticaret Kanunu (TTK) hakkında Hayrabolu’da bilgilendirme toplantısı yaptı.

Trakya ABİGEM, Hayrabolu Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) ve Yeminli Mali Müşavirler, Yeni Türk Ticaret Kanunu (TTK) hakkında Hayrabolu’da bilgilendirme toplantısı yaptı.   Hayrabolu TSO binasında yapılan toplantıda konuşan ABİGEM uzmanı Sinem Ertemel, ilçede çalışan serbest ve şirket muhasebecilerine yeni Türk Ticaret Kanunu’nda yol haritası, anonim şirketler, kurumsal yönetim ve iç kontrol, iç denetim, risk yönetimi, halka arz, mali işler ve finansal raporlama konuları anlattı.   Toplantıya TSO Başkanı Fehmi Altayoğlu, Vergi Dairesi Müdürü Nesimi Karatoprak, özel firma yetkilileri katıldı