SGK Genel Sağlık Sigortası Katılım Payı Uygulaması

Muayene Katılım Payı

Katılım payı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda
Sağlık hizmetlerinden yararlanabilmek için, genel sağlık sigortalısı veya
bakmakla yükümlü olduğu kişiler tarafından ödenecek tutar olarak
tanımlanmaktadır. Ayakta Tedavide Hekim ve Diş Hekimi Muayenesi Katılım Payı
uygulamasına ilişkin usul ve esaslar SUT’un 3.2.1 numaralı maddesinde
düzenlenmiştir. Buna göre;

Katılım payı uygulanacak sağlık hizmetleri aşağıda belirtilmiştir.

a)Sağlık Bakanlığı tarafından sözleşme imzalanmış, görevlendirilmiş ve
yetkilendirilmiş aile hekimleri hariç olmak üzere ayakta tedavide hekim ve diş
hekimi muayenesi katılım payı,

b) Ayakta tedavide sağlanan ilaçlar,

c) Vücut dışı protez ve ortezler,

d) Yardımcı üreme yöntemi tedavileri.

Birinci basamak sağlık kuruluşları muayenelerinde 2 (iki)TL tutarındaki katılım
payı, kişilerin muayeneye ilişkin ilaç temini için reçete ile eczanelere
müracaat aşamasında eczaneden tahsil edilir. Muayene sonrasında kişilerin
muayeneye ilişkin reçete ile ilaç temini için eczanelere müracaat etmemesi
durumunda katılım payı uygulanmaz.

İkinci ve üçüncü basamak resmi sağlık kurumlarında 8 (sekiz)TL öngörülen katılım
payının;

a) Kurumdan gelir ve aylık alanlar ile bakmakla yükümlü oldukları kişiler için 5
(beş) TL tutarındaki kısmı gelir ve aylıklarından, 3 (üç) TL lik tutar ise
kişilerin muayeneye ilişkin ilaç temini için reçete ile eczanelere müracaat
aşamasında eczaneden tahsil edilir.

b) Diğer kişiler için ise 8 (sekiz) TL katılım payı tutarı eczanelerden tahsil
edilir

Özel sağlık kurumlarında 15 (onbeş)TL tutarlarında öngörülen katılım payının;

a) Kurumdan gelir ve aylık alanlar ile bakmakla yükümlü oldukları kişiler için
12 (oniki) TL tutarındaki kısmı gelir ve aylıklarından, 3 (üç) TL lik tutar ise
kişilerin muayeneye ilişkin ilaç temini için reçete ile eczanelere müracaat
aşamasında eczaneden tahsil edilir.

b) Diğer kişiler için ise 12 (oniki) TL katılım payı tutarı sağlık hizmeti
sunucusu tarafından, 3 (üç) TL lik tutar ise kişilerin muayeneye ilişkin ilaç
temini için reçete ile eczanelere müracaat aşamasında eczaneden tahsil edilir.

Sağlık hizmeti sunucularında yapılan muayene sonrasında kişilerin muayeneye
ilişkin reçete ile ilaç temini için eczanelere müracaat etmemesi durumunda,
ikinci ve üçüncü basamak resmi sağlık kurumları ile özel sağlık kurumlarındaki
muayenelerde 3 (üç) TL indirim yapılır. Bu durumda diğer kişilerin resmi sağlık
hizmeti sunucularındaki muayenelerine ilişkin uygulanan 5 (beş) TL tutarındaki
katılım payı, reçete ile ilk eczaneye müracaatında tahsil edilecektir.

SUT’un 3.1.3.A (Yurtdışı sigortalı müracaatları )ve 3.1.3.C (Türk Silahlı
Kuvvetleri’ ne bağlı sağlık kurumlarının provizyon işlemleri) numaralı
maddelerinde belirtilen durumlarda muayene katılım payı tahsil edilmesi
gerekenler için;

a) Birinci basamak sağlık kuruluşları muayenelerine ilişkin katılım payı,
kişilerin muayeneye ilişkin ilaç temini için reçete ile eczanelere müracaat
aşamasında eczanelerden,

b) İkinci ve üçüncü basamak resmi sağlık kurumlarındaki muayenelerine ilişkin
katılım payının 5 (beş) TL’lik kısmı sağlık kurumlarınca kişilerden, 3 (üç)
TL’lik kısmı ise kişilerin ilaç temini için reçete ile eczanelere müracaat
aşamasında eczanelerden,

c) Özel sağlık kurumlarına ilişkin katılım payının 12 (oniki) TL’lik kısmı
sağlık kurumlarınca kişilerden, 3 (üç) TL’lik kısmı ise kişilerin ilaç temini
için reçete ile eczanelere müracaat aşamasında eczanelerden tahsil edilir.

SGK İlave Ücret Alınmayacak Sağlık Hizmetleri

İlave Ücret Alınmayacak Sağlık Hizmetleri

1- Acil haller nedeniyle sunulan sağlık hizmetleri,

2- Yoğun bakım hizmetleri,

3- Yanık tedavisi hizmetleri,

4- Kanser tedavisi (radyoterapi, kemoterapi, radyo izotop tedavileri),

5- Yenidoğana verilen sağlık hizmetleri,

6- Organ, doku ve kök hücre nakilleri,

7- Doğumsal anomaliler için yapılan cerrahi işlemlere yönelik sağlık hizmetleri,

8- Diyaliz tedavileri,

9- Kardiyovasküler cerrahi işlemleri için

Otelcilik hizmetleri dahil olmak üzere herhangi bir ilave ücret alınamaz.

Genel Sağlık Sigortası İlave Ücret Alınması

İLAVE ÜCRET:

a) İlave Ücret Alınması

İlave ücret 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun
73. Maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. İlave ücretin alınmasına
ilişkin hususlar ise Sağlık Uygulama Tebliği’nin 3.3. numaralı maddesinde
açıklanmıştır. Buna göre;

Kurumla sözleşmeli; vakıf üniversiteleri ile özel sağlık kurum ve kuruluşları,
SUT ve ekinde yer alan sağlık hizmetleri işlem bedellerinin, SUT eki Ek-8
Listesi üzerinden fatura edilen malzeme ve ilaçlar ile SUT eki Ek-9 Listesi
dışında fatura edilebilecek malzeme ve ilaçlar hariç olmak üzere tamamı
üzerinden, Kurumca belirlenen oranı geçmemek üzere kişilerden ilave ücret
alabilir.
Kurumla sözleşmeli özel sağlık hizmeti sunucuları Kurumca belirlenen ilave ücret
oranlarını gösteren tabelayı vatandaşların görebileceği bir yere asmak ve
kişileri ilave ücret konusunda bilgilendirmek zorundadır.
Sağlık hizmeti sunucularınca, Kurumca finansmanı sağlanmayan sağlık hizmetleri
için talep edilen ücretler, ilave ücret olarak değerlendirilmez.

b) İlave Ücret Alınmayacak Kişiler

Resmi sağlık kurum ve kuruluşları tarafından sevk edilmeleri koşuluyla,
24/2/1968 tarihli ve 1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani
Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre şeref
aylığı alan kişilerden,

3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında
Kanun hükümlerine göre aylık alan kişilerden,

Harp malûllüğü aylığı alanlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamında aylık
alanlardan ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilerden otelcilik hizmetleri
hariç olmak üzere ilave ücret alınamaz.

c) Özel Hastaneler İle Vakıf Üniversite Hastanelerinin Alabilecekleri İlave
Ücret Tavan Oranları

(1) 29/1/2010 tarihinde yayımlanan “Özel Hastaneler ile Vakıf Üniversite
Hastanelerinin Puanlandırılması ve İlave Ücret Alınması Hakkında Yönerge” gereği
oluşturulan Komisyon tarafından Kurumumuz ile sözleşmesi bulunan özel
hastanelerin, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden
01/1/2011 tarihinden itibaren alabilecekleri ilave ücret oranları, alfabetik
sıralı olarak ekli dosyada yer almaktadır. (Ek:1)

(2) Kısmi branş sözleşmesi bulunan hastaneler için 2011 yılı ilave ücret tavan
oranı %30 olarak uygulanacaktır.
(3) 07/01/2011tarihinden sonra açılan özel hastanelerin ilave ücret tavan oranı
Kurumumuza başvuruda bulunmaları halinde Komisyon tarafından Yönerge
doğrultusunda belirlenerek ilgili hastaneye bildirilecektir.

(4) Vakıf üniversite hastaneleri için 2011 yılı ilave ücret tavan oranı %70
olarak uygulanacaktır.

(5) Aşağıda belirtilen sağlık hizmetlerinden hiçbir şekilde ilave ücret
alınmayacaktır.

· Acil servislerde sunulan sağlık hizmetleri ile acil haller nedeniyle sunulan
sağlık hizmetleri,

· Yoğun bakım hizmetleri,

· Yanık tedavisi hizmetleri,

· Kanser tedavisi (radyoterapi, kemoterapi, radyo izotop tedavileri),

· Yenidoğana verilen sağlık hizmetleri,

· Organ, doku ve hücre nakilleri,

· Doğumsal anomaliler için yapılan cerrahi işlemlere yönelik sağlık hizmetleri,

· Diyaliz tedavileri,

· Kardiyovasküler cerrahi işlemleri.

(6) Kurumla sözleşmeli resmi sağlık kurum ve kuruluşları tarafından sevk
edilmeleri koşuluyla;

a) 24/2/1968 tarihli ve 1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara
Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine
göre şeref aylığı alan kişilerden,

b) 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında
Kanun hükümlerine göre aylık alan kişilerden,

c) Harp malûllüğü aylığı alanlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamında aylık
alanlardan ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilerden,

ilave ücret alınmayacaktır.

SGK Sigorta Kollarından Sağlanan Haklar

 Kısa Vade Sigorta Kollarından Sağlanan Haklar

Bu kapsamda, işe veya çalışmaya başlar başlamaz meydana gelebilecek risklerin
karşılanması amaçlanmaktadır. Zira, bu sigorta kolundan sağlanan yardımlara
“kısa vadeli” denmesinin anlamı da çalışma hayatının her safhasında ortaya
çıkabilecek olmasıdır.

Riskler her işyerine göre değişebileceğinden, her işyeri için bu sigorta
primlerinin oranı da farklı belirlenmiştir.

Kısa vadeli sigorta kollarını nitelikleri bakımından, “Mesleki Risk” ve “Sosyal
Risk” sigorta kolları olmak üzere iki ana grup altında toplamak mümkündür.

İş Kazaları ile Meslek Hastalıkları Sigortaları,“Mesleki Risk” sigorta kolunu,
Hastalık ve Analık Sigortaları ise, “Sosyal Risk” sigorta kolunu teşkil etmekte
olup, anılan sigorta kollarının amaçları bakımından ise, “Kısa Vadeli” sigorta
kollarından sayılmaları gerekmektedir.

1) İş Kazası ve Meslek Hastalığı, Hastalık ve
Analık Sigortalarından Sağlanan Haklar

a) Geçici iş göremezlik ödeneği

Hizmet akdiyle veya kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanların iş kazası,
meslek hastalığı, hastalık veya analık hakleri nedeniyle çalışmaması durumunda,
Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış
olması şartıyla sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verilir.

Geçici iş göremezlik ödeneği iş kazası ve meslek hastalıkları ile analık birinci
günden, hastalık hallerinde ise üçüncü günden başlamaktadır.

Geçici iş göremezlik ödeneği alınması iş kazası ve meslek hastalığı için
herhangi bir süre prim bildirimi ve ödenmesi öngörülmemişken, hastalık ve analık
için son bir yılda 90 gün prim bildirimi ve ödenmesi şartı aranmaktadır.

İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde verilecek geçici iş
göremezlik ödeneği, yatarak tedavilerde günlük kazancın yarısı, ayaktan
tedavilerde ise üçte ikisidir.

Önemli Uyarı!

4/b sigortalılık statüsüne tabi sigortalıların (kendi nam ve hesabına bağımsız
çalışanlar) iş kazası, meslek hastalığı ya da analık hallerinde geçici iş
göremezlik ödeneği, genel sağlık sigortası dahil prim ve prime ilişkin her türlü
borçlarının ödenmiş olması şartıyla yatarak tedavi süresince veya yatarak tedavi
sonrası bu tedavinin gereği olarak istirahat raporu aldıkları sürede ödenir.

b) Sürekli iş göremezlik ödeneği

Sürekli iş göremezlik geliri, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan
hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen hastaneler tarafından
verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %
10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya bağlanır.

Sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilmesi için, sigortalının çalıştığı işten
ayrılması, iş yerini kapatması, devretmesi veya belli bir süre çalışmış olması
şartı aranmaz. Ancak, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışma kapsamındaki
sigortalılara sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilmesi için, kendi
sigortalılığından dolayı, prim borçlarının ödenmiş olması zorunludur.

Sürekli İş göremezlik geliri alınmakta iken tekrar çalışılmaya başlanması
gelirin kesilmesini gerektirmez.

Bu uygulama kendi nam ve hesabına bağımsız çalışma kapsamındaki sigortalılar
için ilk defa getirilmiş olup, 01/10/2008 tarihinden sonraki iş kazaları ve
meslek hastalıklarında uygulanmaktadır.

Müracaat Şekli

Bu kapsamda, meslekte kazanma gücünün en az %10 azaldığı tespit edilen
sigortalının örneği Kurumca hazırlanan Tahsis Talep ve Beyan Taahhüt Belgesi ve
bir adet belgelik fotoğrafı ile birlikte en son çalıştığı işyerinin bağlı
bulunduğu sosyal güvenlik müdürlüğüne/merkezine başvurması gerekmektedir.

c)Emzirme ödeneği

Emzirme ödeneği analık sigortasından sağlanan bir yardım türü olup, gerek
sigortalı kadın ve gerekse de sigortalı erkeğin eşinin canlı doğum yapması ve
çocuğun yaşaması şartıyla bu ödenek verilmektedir.

Çalışan sigortalılar için emzirme ödeneğinden yararlanmak için doğumdan önceki
bir yıl içinde en az 120 gün kısa vadeli sigorta kolları primi bildirilmiş veya
ödenmiş olması şartı aranmaktadır.

01/10/2008 tarihinde Kanunla ilk defa getirilen hükümle gelir ve aylık almakta
olan emekli ve eşlerine de emzirme ödeneği verilmektedir.

2012 yılı emzirme ödeneği tutarı 89 TL’dir.

Sigortalılığı sona erenlerin, bu tarihten başlamak üzere üçyüz gün içinde
çocukları doğarsa, sigortalı kadın veya eşi analık sigortası haklarından
yararlanacak sigortalı erkek, doğum tarihinden önceki 15 ay içinde en az 120 gün
prim ödenmiş olması şartıyla emzirme ödeneğinden yararlandırılır.


Bakmakla Yükümlü Kişilerin Hakları


Bakmakla yükümlü olduğu
kişi: 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ile 60 ıncı maddenin birinci
fıkrasının (c) bendinin (1), (2) ve (7) numaralı alt bentleri ile yedinci ve
sekizinci fıkralarının dışında kalan genel sağlık sigortalısının, sigortalı
sayılmayan veya isteğe bağlı sigortalı olmayan, kendi sigortalılığı nedeniyle
gelir veya aylık bağlanmamış olan;

Eşi, 18 yaşından büyük, lise
ve dengi öğrenimi veya aday çıraklık ve çıraklık eğitimi ile işletmelerde
meslekî eğitim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi halinde 25
yaşını doldurmamış evli olmayan çocukları ile yaşına bakılmaksızın malul olduğu
Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilen evli olmayan çocukları, 


Geçiminin genel sağlık
sigortalısı tarafından sağlandığı beyan edilen, her türlü kazanç ve irattan elde
ettiği gelirler toplamı yürürlükte bulunan asgari ücretin net tutarından daha az
olan ve diğer çocuklarından sağlık yardımı almayan ana ve babası,

Genel sağlık
sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayılacaktır.

Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihte bakmakla yükümlü olduğu kız çocukları, durumlarında değişiklik
oluncaya kadar bakmakla yükümlü olunan kişi olarak tedavi yardımlarından
yararlanmaya devam edeceklerdir. 6111 sayılı Kanunda kız çocukları için
değişiklik yapılarak, kız çocuklarının durum değişikliğinden sonra da anne ve
babalarından sağlık yardımı almalarına imkan tanınmıştır. 

Ancak bu Kanundan önce
kamu idarelerinde çalışan memurların erkek çocukları, durum değişikliği olmadan
25 yaşına kadar herhangi bir şart aranmaksızın sağlık yardımlarından
yararlandırılacaklardır. Durum değişikliği olan erkek çocukları, durum
değişikliğinden sonra bu Kanunun hükümlerine tabi olarak sağlık yardımlarından
yararlandırılacaklardır. 

Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihten sonra ilk defa genel sağlık sigortalısı olanların bakmakla
yükümlü olduğu çocukları, bu Kanunun hükümlerine tabi olarak sağlık
yardımlarından yararlandırılacaklardır. 

SGK Sosyal Sigortalar Kurumu Sigortalılık Açıklamaları

Sigortalılık Kapsamı

- Bir işverenin emrinde hizmet akdiyle çalışanlar,
- Kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanlar,
- Kamu idarelerinde kamu görevlisi olarak çalışanlar
- Tarımda kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanlar
- Tarımda hizmet akdiyle süreksiz çalışanlar
- İsteğe bağlı sigorta primi ödeyenler,
sigortalılık kapsamındadır.

Ayrıca, Sigortalılık kapsamında, 6111 sayılı Kanunla;
- 10 günden az çalışması olan ticari taksi ve dolmuş şoförlerinin primlerini kendileri ödeyerek sigortalı olmalarına imkan tanınmıştır.
- 10 günden az çalışması olan sanatçıların da primlerini kendileri ödeyerek sigortalı olmaları sağlanmıştır.
Sigortalılık Statüleri

- Mülga 506 sayılı Kanuna tabi olarak hizmet akdiyle çalışanlar, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi,
- Mülga 506 sayılı Kanunun 85 ve 86 ıncı maddeleri kapsamındaki isteğe bağlı ve topluluk (avukat ve noterler) sigortasına tabi olarak prim ödeyenler, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi,
- Bazı maddeleri mülga 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamında tarım işlerinde hizmet akdiyle ve süreksiz çalışanlardan, Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla sigortalılıkları devam edenler veya 1/3/2011 tarihinden itibaren tarımda hizmet akdiyle süreksiz çalışanlar, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi,
- Mülga 1479 sayılı Kanun kapsamında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanlar, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi,
- Mülga 1479 sayılı Kanunun 79 ncu maddesi kapsamında isteğe bağlı sigortaya prim ödeyenler, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi,
- Mülga 2926 sayılı Kanuna göre tarımda kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanlar, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi,
- Bazı maddeleri mülga 5434 sayılı Kanunun 12 nci maddesi kapsamında isteğe bağlı primi ödeyen kamu görevlileri, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi,
- Bazı maddeleri mülga 5434 sayılı Kanun kapsamında kamu görevlisi olarak görev yapanlar, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi
kapsamında sigortalı sayılacak ve Kanunun yürürlük tarihinden sonra da bu statüleri devam edecektir.

Çalışanların Hakları

Çalışanların sosyal güvenlik sistemine dahil olmaları hak ve aynı zamanda bir yükümlülüktür. Çalışmaya başlayanlar kanunen mutlaka sosyal güvenlik sistemine dahil olmak zorundadır. Bir işyerinde çalışanlar kanunen bu hakkın yerine getirilip getirilmediğini her zaman için işverenden istemek ve yerine getirilmediği taktirde de yasal yollara başvurma hakkına sahiptir. İşverenler açısından da gerek kendisinin gerekse de yanında çalıştırılanların sosyal güvenlik açısından bildirimi bir yükümlülüktür.

 

Çalışanlara Sağlanan Haklar

Sosyal güvenlik sistemimizde 3 ana sigorta olup, çalışanlara;
- Kısa vadeli sigorta kolundan, iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık ve analık hallerinde iş göremezlik geliri bağlanması, geçici iş göremezlik ödeneği, doğum yardımı verilmesi,
- Uzun vadeli sigorta kolundan yaşlılık, malullük ve ölüm aylığı bağlanması,
- Genel sağlık sigortasından sağlık yardımları,
sağlanmaktadır.

İşçi Çalışanların Yükümlülükleri

Hizmet akdiyle çalışanların sosyal güvenlik bildirimleri asıl olarak işveren tarafından yerine getirilme yükümlülüğüne karşın, bu kapsamda çalışanların da işe başladıkları tarihten itibaren en geç bir ay içinde işe başladıklarını SGK’ya bildirmeleri gerekmektedir.
Diğer yandan, hizmet akdiyle çalışanlar işverenlerince kendileri adına gerekli bildirimlerinin yapılıp yapılmadığını takip ederek çalışmaya başladıktan itibaren 1 ay içerisinde kendilerini Kuruma bildirebilirler. Bağımsız Çalışanların Yükümlülükleri

Kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanların sigortalılık bildirim yükümlülüğü, bağlı bulundukları vergi dairesi, meslek odaları ve diğer kuruluşlara verilmiştir.

Bu kapsamda;

- Gelir vergisi mükellefi olanlar, ilgili vergi dairesince,
- Gelir vergisinden muaf olanlar, ilgili meslek kuruluşunca,
- Şirket ortakları, durumların göre işverenleri veya ticaret sicil memurluğunca
çalışmaya başladıkları ve bu kuruluşlara tescillerinin yapıldığı tarihten on beş gün içinde “sigortalı işe giriş bildirimi” ile sigortalılık bildirimlerinin yapılması gerekmektedir. Tarımsal faaliyetlerde bulunanlar için ise; ilgili ziraat odası veya bulunmayan yerlerde il/ilçe tarım müdürlüklerince tescil tarihten itibaren bir ay için de bildirimlerinin yapılması zorunlu hale getirilmiştir. Tarımsal faaliyetlerde bulunanlar aynı zamanda kendi sigortalılıklarını herhangi bir süreye tabi olmadan Kuruma bildirebilecektir.
Bu kapsamda olanların sigortalılık bildirimi, bu sigortalıların tescillerini yapan ilgili kuruluşlara verilmiş olup, bu bildirimin yapılamaması veya zamanında yapılmaması durumunda idari para cezası uygulanacaktır.

Esnek Çalışma ve Sigortalılık

Kanunla ilk defa getirilen uygulama ile; hizmet akdiyle çalışmakla birlikte, 4857 sayılı İş Kanunun 12 ve 13 üncü maddelerine istinaden kısmi süreli veya çağrı üzerine çalışanlar ile ev hizmetlerinde ay içinde 30 günden az çalışanlar sigortalıların, ay içerisinde kısmi çalıştıkları toplam sürelerin, 7,5 saate bölünmesiyle çıkan sürenin sigortalıya hizmet olarak mal edilmesi imkanı getirilmiştir. Bu kapsamda çalışanlar da genel sağlık sigortasına kapsamına alınacak ve ay içerisinde eksik kalan çalışma günlerinin genel sağlık sigortası primi açısından tamamlamaları zorunlulukları olacaktır. Daha açık ifadelerle, bu durumda olanlar ay içinde genel sağlık sigortasından tam olarak yararlanacaklardır.

6111 sayılı Kanunla;
-Kanunun yürürlük tarihinden sonraki kısmi süreleri çalışmalarda ay içinde çalışılmayan süreler (kısmi iş sözleşmelerinin devam ettiği süreler) için borçlanma hakkı getirilmiştir.
Borçlanmada, genel sağlık sigortası primi ödenmişse bu prim ödenmeyecek ve borçlanılan süreler de 4/a statüsünde sayılacaktır.
Borçlanma için ilgililerin bulundukları yerdeki sosyal güvenlik il müdürlüğü veya sosyal güvenlik merkezlerine başvurmaları gerekmektedir.
- Kısmi süreli çalışanlardan ay içerisinde eksik kalan günlerini isteğe bağlı olarak ödemeleri durumunda isteğe bağlı ödenen süreler hizmet akdi statüsünde sayılarak bunların 7.200 günden emekli olmaları imkanı getirilmiştir.

Bağımsız Çalışanların Primlerini Ödemeleri

Kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanların her ay için otuz tam gün prim ödemesi zorunludur. Tarımda da dahil primler ait oldukları ayın sonuna kadar ödenmek zorundadır.Tarım Sigortalılığı

1) Tarımda hizmet akdiyle çalışanlar:

Tarımsal faaliyetlerde hizmet akdi ve sürekli çalışanların sigortalılıkları, eskiden olduğu gibi devam ettirilecek ve hizmet akdi statüsünde sayılacaktır.

2) Tarımda hizmet akdiyle süreksiz çalışanlar:

a) Tarımsal faaliyetlerde hizmet akdiyle süreksiz çalışanlardan (2925 sayılı Kanun kapsamında); Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla bu kapsamda olanların sigortalılıkları, Kanunun yürürlük tarihinden sonra da devam ettirilecek, ancak bunlar ayrıca % 12,5 genel sağlık sigortası primi ödeyerek, genel sağlık sigortası kapsamına alınacaklardır. Kanunun yürürlük tarihinden (1/10/2008) sonra bu sigortalılık kapsamında tescil kabul edilmeyecektir. Daha açık ifadelerle, sadece mevcutların sigortalılıkları devam ettirilecek, Kanunun yürürlük tarihinden sonra bu kapsamda çalışanlar ancak isteğe bağlı sigorta primi ödeyerek sigortalı olarak kabul edileceklerdir.

b) 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle tarımda hizmet akdiyle süreksiz çalışanların sigortalı olmalarına tekrar imkan tanınmıştır. 1/3/2011 tarihinden itibaren bu tür faaliyetlerde çalıştıklarını belgelemeleri halinde 2011 yılında her ay için asgari günlük ücretin 18 katı ve her yıl birer puan artırılmak kaydıyla prim ödemeleri ve her ay gün hizmet kazanmaları öngörülmüştür.

Bu kapsamda sigortalı olmak isteyenlerin; SGK internet sitesinde örneği yer alan “Tarım İşlerinde Hizmet Akdiyle Süreksiz Çalışanlara Ait İşe Giriş Bildirgesi”ni ikametlerinin bulunduğu muhtarlık ile ikamet ettikleri veya çalıştıkları il ya da ilçede bulunan tarım müdürlüklerine onaylatıp sosyal güvenlik il müdürlükleri/merkezlerine müracaat etmeleri gerekmektedir.

Orman köylülerinden bu Kanuna göre sigortalı olmak isteyenlerin de yine SGK internet sitesinde yer alan “Orman İşlerinde Hizmet Akdiyle Süreksiz Çalışanlara Ait Giriş Bildirgesi” ni ikametlerinin bağlı bulunduğu çevre ve orman il müdürlükleri ya da orman bölge müdürlüklerine veya kalkınma kooperatiflerine onaylatıp bağlı bulunulan sosyal güvenlik il müdürlükleri/sosyal güvenlik merkezlerine müracaat etmeleri gerekmektedir.

c) Tarımda kendi nam hesabına bağımsız çalışanların sigortalılıkları, Kanunun yürürlük tarihinden sonra da devam ettirilecek, Kanunun yürürlük tarihinden sonra ilk defa bu kapsamda çalışanlar da sigortalılık kapsamına alınacaktır. Bu kapsamda çalışanlar, Kanunun yürürlüğe girdiği yıl için tarımsal faaliyetlerden elde ettikleri yıllık kazançlarının masraflar düşüldükten sonra aylık ortalamasının Kanunla belirlenen prime esas günlük kazancın 15 katı olanlar sigortalılık kapsamına alınacaklar ve primlerini de prime esas kazancın 15 katı olarak ödeyeceklerdir. Bu şekilde sigortalılık kapsamı ve ödenecek prim miktarı, her sonraki yıl için birer puan artırılmak suretiyle uygulanacak ve prime esas kazancın 30 katına ulaşıncaya kadar artış devam ettirilecek ve 30 katında sabitlenecektir.

Bu kapsamda sigortalı olmak isteyenlerin bulundukları yerdeki ziraat odası, bulunmadığı yerlerde de tarım il/ilçe müdürlüklerin alacakları belge ise sosyal güvenlik il müdürlüğü veya sosyal güvenlik merkezlerine başvurmaları gerekmektedir.

6111 sayılı Kanunla tarımda kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanlardan 65 yaş ve üzeri olanların talepleri halinde sigortalılık kapsamı dışında tutulmaları öngörülmüştür.

Ticari Taksi Şoförlerinin Sigortalılığı

6111 sayılı Kanunun 51 inci maddesiyle Kanuna eklenen ek 6 ıncı madde ile 1/3/2011 tarihinden itibaren ticari taksi, dolmuş ve benzeri şehir içi toplu taşıma araçlarında çalışanlardan bir veya birden fazla kişi yanında kısmi iş sözleşmesiyle bir ay içinde 10 günden az çalışanlara, kendileri tarafından prim ödemeleri imkanı sağlanmıştır. Bu sigortalılar, 5510 sayılı Kanunun hizmet akdi kapsamında sigortalı sayılacaktır.

Şartları

- Hizmet akdi, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmama (tarım da dahil) ve kamu görevlisi olarak çalışmama,
- İsteğe bağlı sigortalı olmama,
- Banka sandıklarına tabi çalışmama,
- Gelir veya aylık almama,
- 18 yaşını doldurmuş olma,
şartlarını taşımaları gerekmektedir.

Müracaat Şekli

Bu sigorta kolu kapsamına dahil olmak isteyenler, SGK internet sitesinde örneği yer alan “Şehir İçi Toplu Taşıma Araçlarında Kısmi Süreli Çalışanlara Ait İşe Giriş Bildirgesi”ni, toplu taşıma aracı sahibinin bağlı bulunduğu meslek odası ya da meslek kooperatiflerince onaylatarak, araç sahibiyle şoför arasında imzalanan kısmi süreli iş sözleşmesi ile birlikte şoförlük mesleğini yaptıkları sosyal güvenlik il müdürlükleri/merkezlerine müracaat etmeleri gerekmektedir.
Toplu taşıma aracı sahibinin beyanı ve bağlı olduğu odanın onayının bulunmadığı işe giriş bildirgeleri işleme alınmayacaktır.
Ay içerisinde birden fazla toplu taşıma aracı sahibinin yanında çalışılması veya yeni bir toplu taşıma aracı sahibiyle çalışmaya başlanılması halinde, her bir araç sahibiyle yapılan kısmi süreli iş sözleşmelerinin de SGK’ya verilmesi gerekmektedir.

Sağlanan Haklar

Bu sigortalılara, 5510 sayılı Kanuna göre gerekli şartları yerine getirmeleri halinde kendilerine malullük ve yaşlılık aylığı, ölümleri halinde ise hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanacak, kendileri ya da bakmakla yükümlü oldukları kişiler, genel sağlık sigortasından sağlanan sağlık yardımlarından yararlanacaklardır.

Sanatçıların Sigortalılığı

6111 sayılı Kanunun 51 inci maddesiyle Kanuna eklenen ek 6 ıncı madde ile 1/3/2011 tarihinden itibaren Kültür ve Turizm Bakanlığınca belirlenecek alanlarda kısmi süreli iş sözleşmesiyle bir veya birden fazla kişi tarafından çalıştırılan film, tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları ile müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşları içine alan bütün güzel sanat kollarında çalışanlar ile düşünürler ve yazarların, ay içerisinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 günden az olanların kendileri tarafından prim ödemelerine imkan sağlanmıştır. Bu sigortalılar Kanunun hizmet akdi kapsamında sigortalı sayılacaktır.

Şartları

Bu kapsamda sigortalı olmak isteyenlerin;
- Hizmet akdi, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmama (tarım da dahil) ve kamu görevlisi olarak çalışmama,
- İsteğe bağlı sigortalı olmama,
- Banka sandıklarına tabi çalışmama,
- Gelir veya aylık almama,
- 18 yaşını doldurmuş olma,
şartlarını taşımaları gerekmektedir.

Müracaat Şekli

Bu kapsamda sigortalı olmak isteyenler, SGK internet sitesinde örneği yer alan “Sanatçı Olarak Kısmi Süreli Çalışanlara Ait İşe Giriş Bildirgesi”ni bağlı bulunulan meslek birliği veya sendika ya da Kültür ve Turizm Bakanlığının merkez ve taşra birimlerince onaylanarak, sanatçı ve işvereni arasında imzalanan kısmi süreli iş sözleşmesi ile ikamet edilen ildeki sosyal güvenlik il müdürlükleri/merkezlerine müracaat etmeleri gerekmektedir.
Ay içerisinde birden fazla işverenin çalışılması veya yeni işveren yanında çalışmaya başlanılması halinde, her bir işverenle yapılan kısmi süreli iş sözleşmelerinin de Kuruma verilmesi gerekmektedir.

Sağlanan Yardımlar

Bu sigortalılara, 5510 sayılı Kanuna göre gerekli şartları yerine getirmeleri halinde kendilerine malullük ve yaşlılık aylığı, ölümleri halinde ise hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanacak, kendileri ya da bakmakla yükümlü oldukları kişiler genel sağlık sigortasından sağlanan sağlık yardımlarından yararlanacaklardır.

Çalışanların Genel Sağlık Sigortası Hakları

Kanunun yürürlüğe girmesiyle; mevcut sigortalılar, gelir/aylık alanlar, hak sahipleri ile bakmakla yükümlü olunan kişiler, herhangi bir işleme gerek kalmaksızın genel sağlık sigortalısı olacaklardır.

Bunlardan, çalışanlar ister hizmet akdi, ister kendi nam ve hesabına bağımsız çalışma ve isterse de kamu görevlisi olsun işe veya çalışmaya başladıktan sonra adlarına 30 gün prim bildirimi ve ödenmesinden sonra sağlık yardımı almaya hak kazanacaklardır. Yalnız, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışan sigortalılar için ayrıca 60 gün ve daha fazla prim ve prime ilişkin her türlü borcun ödenme veya 60 günden fazla borçlarının tecil ve taksitlendirilmiş olması şartı aranacaktır.

Kanunun yürürlük tarihinden sonra aylık veya gelir bağlananlar ise herhangi şart aranmadan genel sağlık sigortası kapsamına alınacaktır.

Ayrıca, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte bakmakla yükümlü olan kız çocukları, durumlarında değişiklik oluncaya kadar kız çocuğu olarak bakmakla yükümlü sıfatı ile tedavi yardımlarından yararlanmaya devam edeceklerdir. 6111 sayılı Kanunda kız çocukları için değişiklik yapılarak, kız çocuklarının durum değişikliğinden sonra da anne ve babalarından sağlık yardımı almalarına imkan tanınmıştır.

Kanunun kapsamında zorunlu sigortalı sayılanlar, zorunlu sigortalılıklarının sona erdiği tarihten itibaren 10 gün süreyle genel sağlık sigortasından yararlanmaya devam edeceklerdir.

Bunların, zorunlu sigortalılık niteliğini yitirdikleri tarihten geriye doğru 90 gün prim bildirimi olmaları durumunda, sigortalılık niteliğini yitirdikleri tarihten itibaren 90 gün süreyle da sağlık yardımlarından yararlanma imkanı olacaktır. Bu durumda, 4/b sigortalıları için prim ve prime ilişkin borçlarının olup olmadığına bakılmayacak ve bu haktan bakmakla yükümlü kişiler de yararlanacaktır.

Mükellef Bilgileri Bildirim Formu

“MÜKELLEF BİLGİLERİ BİLDİRİMİ FORMU”
01/04/2012 – 31/05/2012 TARİHLERİ ARASINDA VERİLECEKTİR!
Değerli  Arkadaşlar;

20 Ocak 2012 tarihli ve 28179 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 413 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile Mükellef Bilgileri Bildiriminin, elektronik ortamda verilmesi zorunluluğu getirilmiştir.

Bildirim zorunluluğu getirilen mükelleflerin kapsamı, bildirimin şekli, bildirimde bulunulacak dönem, bildirim verme zamanı, gönderilmesi ve diğer hususlara ilişkin açıklamalar aşağıdadır.

1. “Mükellef Bilgileri Bildirimi” Verme Zorunluluğu olan mükellefler kimlerdir?

Mükellef Bilgileri Bildirimini, bildirim verme süresinin başladığı gün olan 1 Nisan tarihi itibariyle faal olan (tasfiye işlemi devam edenler dahil) tüm;

a.Kurumlar vergisi, b.Ticari kazanç (kazancı basit usulde tespit edilenler hariç),zirai kazanç ve serbest meslek kazancı elde eden gelir vergisi mükellefleri vermek zorundadırlar.Söz konusu bildirimin merkez ve her bir şubeiçin ayrı ayrı verilmesi zorunludur.

Faaliyet konuları itibariyle farklı muhasebe tekniğini kullanmak durumunda bulunan mükellefler, Mükellef Bilgileri Bildiriminin “Brüt Satışlar/Gayri Safi Hâsılat” alanına, kendi muhasebe tekniklerine göre bu alana karşılık gelen gelir tablosu bilgilerini dolduracaklardır.

2. Bildirim nereden ve nasıl verilecek?

Bildirim verme zorunluluğu getirilen mükellefler,https://intvd.gib.gov.tr/internetvd adresinde bulunan bildirim ekranlarındaki alanları aynı adreste yer alan kılavuzda belirtilen açıklamaları göz önünde bulundurarak eksiksiz olarak dolduracaklardır.

Söz konusu bildirimin nasıl doldurulacağına ilişkin geniş ve örnekli açıklamalara www.gib.gov.tr adresindeki kılavuzdan ulaşılabilecektir.

3. Bildirimin verilme süresi nedir?

Bildirim verme yükümlülüğü getirilen tüm mükellefler, bildirimlerini her yıl 1 Nisan-31 Mayıs tarih aralığında elektronik ortamda vereceklerdir.

Bildirimin elektronik ortamda verilmiş sayılabilmesi için onaylama işleminin yapılması zorunludur. Onaylama işleminin ise en geç, bildirimin verilmesi gereken son gün olan 31 Mayıs günü saat 24.00′e kadar tamamlanması gerekmektedir.

Bildirimin elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur. Elektronik ortam dışında gönderilen bildirim verilmemiş sayılacaktır.

4.Düzeltme İşlemleri Nasıl Yapılacaktır?

Elektronik ortamda bildirimin onaylanmasından sonra, hatalı verildiği anlaşılan bildirim için düzeltme bildirimi verilmesi gerekmektedir. Düzeltme bildiriminin elektronik ortamda, Mükellef Bilgileri Bildiriminin verilme süresinden sonra verilmesi durumunda 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesinin düzeltme bildirimlerine ilişkin hükümleri dikkate alınarak cezai işlem yapılacaktır.

Düzeltme işleminde ilk bildirim tamamen iptal edilmekte ve ikinci defa verilen bildirim geçerli kabul edilmektedir. Bu sebeple düzeltme yapması gereken mükelleflerin, yeni bildirimi, daha önce bildirimde bulunulmamış gibi tüm bilgileri içerecek şekilde doldurmaları gerekmektedir.

5. NACE KODU NEREDEN ÖĞRENİLİR?

Nace kodları ile Maliye Bakanlığının belirlediği vergi kodları aynıdır. İnternet vergi dairesi sisteminden alınan Barkodlu Vergi Levhasında ana faaliyet kodları bölümünde yazılan kod, aynı zamanda nace kodudur.

6. İŞYERİ AÇILIŞ TARİHİ KOLAYCA NEREDEN ÖĞRENİLİR?

İşyerinin açılış tarihini; İnternet vergi dairesi sisteminden alınan Barkodlu Vergi Levhasından öğrenebilirsiniz.

Kurumlar Vergisi Genel Tebliği Seri No:6

Maliye Bakanlığından:

KURUMLAR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ

(SERİ NO: 6)

Bu Tebliğde, 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun1 uygulanmasına ilişkin açıklamalara yer verilmiş olup 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde2 ilgili bölümler itibarıyla aşağıdaki değişiklikler yapılmıştır.

1. “4.2. Kamu idare ve kuruluşları tarafından genel insan ve hayvan sağlığını korumak ve tedavi etmek amacıyla işletilen kuruluşlar” başlıklı bölümün sonuna aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.

“6009 sayılı Kanunla3 anılan bende eklenen parantez içi hüküm uyarınca söz konusu muafiyet kapsamına giren kuruluşlardan sağlık hizmeti sunanların teşhis ve tedaviye yönelik olarak birbirlerine yapacakları mal ve hizmet satışları bu muafiyeti ortadan kaldırmayacaktır. Böylelikle, kamu idare ve kuruluşlarına bağlı sağlık kuruluşlarının ihtiyaç fazlası mallarının birbirleri arasında devri veya mevcut kapasiteleri çerçevesinde arz edilebilecek hizmetlerinden birbirlerini yararlandırmaları muafiyeti etkilemeyecektir.

6225 sayılı Kanun4 ile değiştirilen parantez içi hüküm uyarınca, sadece Sağlık Bakanlığına bağlı hastane, klinik, dispanser, sanatoryum gibi kurum ve kuruluşlar tarafından Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemleri de söz konusu muafiyeti etkilemeyecektir. Bu kapsamda, Sağlık Bakanlığına bağlı anılan kurum ve kuruluşlar tarafından kuru mülkiyet kiralaması veya belli bir süreyle işletme hakkının devredilmesi (kantin kiralaması vb.) muafiyeti ortadan kaldırmayacaktır.”

2. “4.8. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Özelleştirme Fonu, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü” başlıklı bölüm başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

4.8. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Özelleştirme Fonu, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve 5602 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle tanımlanan ilgili kurum ve kuruluşlar

Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Özelleştirme Fonu, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve şans oyunları lisans veya işletim haklarını hasılattan pay verme karşılığında devralan kurumlar hariç 14/3/2007 tarihli ve 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanunun5 3 üncü maddesinde tanımlanan ilgili kurum ve kuruluşlar kurumlar vergisinden muaf tutulmuştur. Toplu Konut İdaresi Başkanlığının konut tedariki ile ilgili iktisadi işletmeleri de muafiyet kapsamındadır.”

3. “4.14. Kredi teminatı sağlamak üzere kurulmuş olan kurumlar” başlıklı bölüm aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yabancı ülkeler veya uluslararası finans kuruluşları ile yapılan malî ve teknik işbirliği anlaşmaları çerçevesinde yalnızca kredi teminatı sağlamak üzere kurulmuş olup bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları teminat sorumluluk fonlarına ekleyen ve sahip oldukları fonları ortaklarına dağıtmaksızın kredi sağlayan banka ve kuruluşlara yatıran kurumlar, Kurumlar Vergisi Kanununun 6009 sayılı Kanunun 43 üncü maddesi ile değiştirilen 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (l) bendi kapsamında kurumlar vergisinden muaf tutulmuştur.

Söz konusu kurumun statüsü, muafiyetten yararlanma açısından önem arz etmemektedir. Bu kurumun, Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde yazılı kurumlar arasında yer alması yeterlidir. Ancak, sözü edilen kurumların, kuruluş sözleşmelerinde yalnızca kredi teminatı sağlamak üzere kuruldukları ve faaliyetlerini bu çerçevede sürdürecekleri, ortaklara kâr payı dağıtmayacakları açıkça yazılı olacaktır.

Yukarıda açıklanan şekilde kurulan bu kurumların anılan muafiyetten yararlanabilmeleri için;

  • · Kurumun, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile yabancı ülkeler veya uluslararası finans kuruluşları arasında imzalanan mali ve teknik işbirliği anlaşmaları çerçevesinde faaliyette bulunmak üzere kurulmuş olması,
  • · Kurumun elde ettiği kazançların kanuni yükümlülüklerin yerine getirilmesinden sonra kalan tutarının tamamının teminat sorumluluk fonuna eklenmesi,
  • · Teminat sorumluluk fonunun ortaklara dağıtılmaması, sadece kredi temininde teminat sağlamak için kullanılması,
  • · Teminat sorumluluk fonunun kredi sağlayan banka ve kuruluşlarda değerlendirilmesi

şarttır.

Diğer yandan, KOSGEB vb. kuruluşlar tarafından verilen mali yardımların temini maksadıyla teminat sağlanması da muafiyeti etkilemeyecektir.”

4. “5.6.2. Kurumlar Vergisi Kanununun yayım tarihinden sonra gerçekleşen satış işlemlerinde istisna uygulaması” başlıklı bölümün birinci paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“6111 sayılı Kanunla6 25/2/2011 tarihinden itibaren uygulanmak üzere mevcut maddeye eklenen parantez içi hüküm gereği taşınmazların kaynak kuruluşlarca kira sertifikası ihracı amacıyla varlık kiralama şirketlerine satışı ile bu varlıkların varlık kiralama şirketlerince taşınmazın devralındığı kuruma satışından doğan kazançların tamamı vergiden istisna edilebilecektir.”

5. “5.6.2.3.1. İki tam yıl süre ile aktifte bulundurulma” başlıklı bölümün sonuna aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“6111 sayılı Kanunla 25/2/2011 tarihinden itibaren uygulanmak üzere mevcut maddeye eklenen parantez içi hüküm gereği taşınmazların; kaynak kuruluşlarca kira sertifikası ihracı amacıyla varlık kiralama şirketlerine satışı ile bu varlıkların varlık kiralama şirketlerince taşınmazın devralındığı kuruma satışında, en az iki tam yıl süreyle aktifte bulundurma şartı aranmayacaktır.”

6. “5.9. Yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanan kazançlarda istisna” başlıklı bölümün üçüncü paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf ile “5.9.4. Türkiye’deki merkez genel giderlerinden yurt dışında yapılan inşaat işlerine pay verilmesi” başlıklı bölümden sonra gelmek üzere aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

“Teknik hizmetler esas itibariyle inşaat, onarım ve montaj işleriyle ilgili olarak yürütülen planlama, projelendirme, mimarlık ve mühendislik, etüd, fizibilite, harita tasarım, metraj, keşif, idari ve teknik şartname ile ihale dosyası hazırlama, ihale değerlendirme, mesleki kontrollük, inşaat kontrollüğü, tasarım kontrollüğü, işletmeye alma danışmanlığı, proje ve yatırım yönetimi ve benzeri hizmetleri kapsamaktadır.”

“5.9.5. Yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanan kazanç veya hasılatın Türkiye’ye döviz olarak getirilmesi halinde doğacak kur farklarının durumu

İstisna uygulamasında, yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanan kazançların Türkiye’ye getirilmesi şart değildir. Bu kazançlar, Türkiye’ye getirilmese dahi istisna uygulamasına konu edilebilecektir. Öte yandan, bu kazançların Türkiye’ye getirilmesi durumunda oluşacak kur farklarının ne şekilde değerlendirileceği aşağıda açıklanmıştır.

5.9.5.1. Yurt dışında tamamlanmış işlere ilişkin kazançların Türkiye’ye getirilmesi halinde kur farklarının durumu

İstisna uygulamasına konu olan ve yurt dışında yapılıp tamamlanan işlerden doğan kazancın Türkiye’ye getirilmesi halinde, söz konusu yabancı paraların değerlemesinden kaynaklanan kur farklarının istisna kazançla ilişkilendirilmesi mümkün değildir.

5.9.5.2. Yurt dışında devam etmekte olan işlere ilişkin hasılatın Türkiye’ye getirilmesi halinde kur farklarının durumu

Yurt dışında yapılmakta olan işlerden elde edilen hasılatın Türkiye’ye döviz olarak getirilmesi halinde, anılan işlerin tamamlandığı geçici vergilendirme dönemine kadar söz konusu yabancı paraların değerlemesinden kaynaklanan kur farkları istisna kapsamında değerlendirilebilecektir.

Bununla birlikte söz konusu uygulamada yurt dışında gerçekleştirilen her bir işin bağımsız olarak değerlendirileceği tabiidir.”

7. “5.11.4. Kredi kooperatiflerinde risturn istisnası” başlıklı bölümden sonra gelmek üzere aşağıdaki bölüm eklenmiş, sonraki bölüm numarası buna göre teselsül ettirilmiştir.

5.11.5. Tarımsal üretici birliklerinde risturn istinası

6009 sayılı Kanunla Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi ile yapılan düzenlemeye göre, 29/6/2004 tarihli ve 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanununa7 göre kurulan birliklerin üyeleri ile yaptıkları muameleler hakkında da risturnlara ilişkin hükümler uygulanır.”

8. “5.12.2.1. Yasal düzenleme” başlıklı bölüm aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“6170 sayılı Kanunun8 7 nci maddesi ile 12/3/2011 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 4691 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yönetici şirketlerin bu Kanun uygulaması kapsamında elde ettikleri kazançlar ile bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu bölgedeki yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31/12/2023 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.

Bölgede çalışan Ar-Ge ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri, 31/12/2023 tarihine kadar her türlü vergiden müstesnadır. Muafiyet kapsamındaki destek personeli sayısı Ar-Ge personeli sayısının yüzde onunu aşamaz. Yönetici şirket, ücreti gelir vergisi istisnasından yararlanan kişilerin bölgede fiilen çalışıp çalışmadığını denetler. Ancak, bölgelerde yer alan girişimcilerin yürüttükleri Ar-Ge projesi kapsamında çalışan Ar-Ge personelinin, bölgede yürüttüğü görevle ilgili olarak yönetici şirketin onayı ile bölge dışında geçirmesi gereken süreye ait ücretlerinin bir kısmı gelir vergisi kapsamı dışında tutulur. Kapsam dışında tutulacak ücret miktarı, Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak hazırlanacak yönetmelikle belirlenir. Yönetici şirketin onayı ile bölge dışında geçirilen sürenin bölgede yürütülen görevle ilgili olmadığının tespit edilmesi halinde, ziyaa uğratılan vergi ve buna ilişkin cezalardan ilgili işletme sorumludur.

Bu madde hükümleri TÜBİTAK-Marmara Araştırma Merkezi Teknoloji Serbest Bölgesi yönetici şirketi, bu bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri ile bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı ve Ar-Ge personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri bakımından da uygulanır.”

9. “5.12.2.2. Yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda kurumlar vergisi istisnasının kapsamı” ile “5.12.2.7. İstisna uygulamasında süre” başlıklı bölümlerdeki “31/12/2013” tarihi “31/12/2023” olarak, “5.12.2.2.1. İstisna kapsamına giren faaliyetler” başlıklı bölüm ise aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“6170 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile 12/3/2011 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 4691 sayılı Kanundaki bazı tanımlar değiştirilmiş olup bu Kanunun uygulanmasında;

Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge), araştırma ve geliştirme, kültür, insan ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığının artırılması ve bunun yazılım dahil yeni süreç, sistem ve uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik bir temelde yürütülen yaratıcı çalışmalar,

Yazılım, bir bilgisayar, iletişim cihazı veya bilgi teknolojilerine dayalı bir diğer cihazın çalışmasını ve kendisine verilen verilerle ilgili gereken işlemleri yapmasını sağlayan komutlar dizisinin veya programların ve bunların kod listesini, işletim ve kullanım kılavuzlarını da içeren belgelerin, belli bir sistematik içinde, tasarlama, geliştirme şeklindeki ürün ve hizmetlerin tümü ile bu ürün ya da mal ve hizmetlerin lisanslama, kiralama ve tüm hakları ile devretme gibi teslim şekillerinin tümü

olarak tanımlanmıştır.”

10. “5.12.3.1. Yasal düzenleme” başlıklı bölüm aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“5084 sayılı Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddeleri ile 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 6 ncı maddesinde değişiklik yapılmış ve anılan Kanuna geçici 3 üncü madde eklenmiştir.

5810 sayılı Kanunun9 4 üncü ve 7 nci maddeleri ile de 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 6 ncı ve geçici 3 üncü maddesi hükümlerinde değişiklik yapılmıştır. Anılan hükümler aşağıdaki gibidir:

“Madde 6 – Serbest bölgeler, Türkiye Gümrük Bölgesinin parçaları olmakla beraber; serbest dolaşımda olmayan eşyanın herhangi bir gümrük rejimine tabi tutulmaksızın ve serbest dolaşıma sokulmaksızın, gümrük mevzuatında öngörülen haller dışında kullanılmamak ya da tüketilmemek kaydıyla konulduğu, ithalat vergileri ile ticaret politikası önlemlerinin ve kambiyo mevzuatının uygulanması bakımından Türkiye Gümrük Bölgesi dışında olduğu kabul edilen ve serbest dolaşımdaki eşyanın bir serbest bölgeye konulması nedeniyle normal olarak eşyanın ihracına bağlı olanaklardan yararlandığı yerlerdir.

Bu bölgelerde gümrük ve kambiyo mükellefiyetine dair mevzuat hükümleri uygulanmaz.

Kullanıcıların tutmak zorunda oldukları defterler ile düzenleyecekleri belgelere ilişkin olarak, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun hükümlerine bağımlı olmaksızın düzenleme yapmaya Maliye Bakanlığı yetkilidir.

İşleticiler ve kullanıcılar yatırım ve üretim safhalarında Bakanlar Kurulunca belirlenecek vergi dışı teşviklerden yararlandırılabilir.”

“Geçici Madde 3- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanuna göre kurulan serbest bölgelerde faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin;

a) Bu bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetleri dolayısıyla elde ettikleri kazançları, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır. Bu istisnanın 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi kapsamında yapılacak tevkifata etkisi yoktur.

b) Bu bölgelerde istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler 31/12/2008 tarihine kadar gelir vergisinden müstesnadır. Ancak, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ruhsatlarında belirtilen süre 31/12/2008 tarihinden daha önceki bir tarihte sona eriyorsa, istisna uygulamasında ruhsatta yer alan sürenin bitiş tarihi dikkate alınır.

c) Bu bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetleri ile ilgili olarak yaptıkları işlemler 31/12/2008 tarihine kadar her türlü vergi, resim ve harçtan müstesnadır.

Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yılın vergilendirme döneminin sonuna kadar;

a) Serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançları gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır. Bu istisnanın 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci ve 30 uncu maddeleri uyarınca yapılacak tevkifata etkisi yoktur.

b) Bu bölgelerde üretilen ürünlerin FOB bedelinin en az % 85′ini yurt dışına ihraç eden mükelleflerin istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler gelir vergisinden müstesnadır. Bu oranı % 50′ye kadar indirmeye ve kanuni seviyesine kadar yükseltmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Yıllık satış tutarı bu oranın altında kalan mükelleflerden zamanında tahsil edilmeyen vergiler cezasız olarak, gecikme zammıyla birlikte tahsil edilir.

c) Bu bölgelerde gerçekleştirilen faaliyetlerle ilgili olarak yapılan işlemler ve düzenlenen kağıtlar damga vergisi ve harçlardan müstesnadır.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

5084 sayılı Kanunla Serbest Bölgeler Kanununda yapılan değişiklikler 6/2/2004 tarih ve 25365 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak, yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

3218 sayılı Kanunda 5084 sayılı Kanunla yapılan düzenleme ile bölgelerde vergi mevzuatına ilişkin hükümlerin uygulanmasına başlanılmış, tam ve dar mükelleflerin bölgedeki gelir ve kurumlar vergisi muafiyeti sona ermiştir. 3218 sayılı Kanuna 5084 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle eklenen geçici 3 üncü madde ile de geçiş dönemine ilişkin istisna uygulaması düzenlenmiştir.

25/11/2008 tarih ve 27065 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5810 sayılı Kanunla Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinde yapılan değişiklikler 1/1/2009 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde, 6 ncı maddesinde yapılan değişiklik de yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlüğe girmiştir.

5810 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler, Tebliğin bu bölümünde yer alan kurumlar vergisi istisnasının uygulanmasına ilişkin açıklamalar açısından bir farklılık getirmemektedir.”

11. “8.6.1. Muallak hasar ve tazminat karşılıkları” başlıklı bölümün dördüncü paragrafının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Muallak hasar ve tazminat karşılığının aktüeryal zincirleme merdiven metodu kullanılmak suretiyle hesaplanmasında, her bir branş için gerçek durumu en iyi yansıtan yöntemin belirlenmesi, Hazine Müsteşarlığının izni alınmadan bu yöntemin 3 yıl değiştirilmemesi ve negatif sonuç veren branşlardaki tutarın da tamamının hesaplamalarda dikkate alınması gerekmektedir. Bu şekilde hesaplanan muallak hasar ve tazminat karşılıkları 2012 vergilendirme döneminden itibaren gider olarak indirilebilecektir. Söz konusu hesaplamada, mükelleflerin gerçek durumu en iyi yansıtan yöntemi seçmediklerinin tespiti halinde ise gerekli tarhiyatların yapılacağı tabiidir.”

12. 14.1. Beyannamenin verilmesi” başlıklı bölümün üç, dört, beş ve altıncı paragrafları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İktisadi işletmelerin ortak yönetimi veya sermayesi olsa dahi faaliyetlerinin bağımsız ve farklı olması halinde ayrı ayrı mükellefiyet tesis ettirilmesi gerekmektedir. Aynı faaliyet alanında farklı işyerlerinde faaliyette bulunulması halinde ise tek mükellefiyet tesis ettirilmesi mümkündür. Ancak, farklı yönetim, sermaye ya da organizasyonu olan işletmelerin ayrı ayrı iktisadi işletme kabul edileceği tabiidir.

Örneğin; bir derneğe bağlı maden suyu işletmesi ile birlikte, özel poliklinik işletmesinin bulunması halinde bunların sermaye veya yönetiminin ayrı olup olmadığına bakılmaksızın, her biri için ayrı ayrı kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis ettirilmesi gerekmektedir.

Diğer yandan, bir vakfa ait farklı illerde özel okul işletmelerinin bulunması halinde tüm okullar için tek bir iktisadi işletme üzerinden kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilebilecektir.

Aynı faaliyet alanında farklı işyerlerinde faaliyette bulunulması nedeniyle her bir işyerinin ayrı bir iktisadi işletme kabul edilerek tesis edilen mükellefiyet kayıtları, talep edilmesi halinde 1/1/2012 tarihinden itibaren terkin edilecek ve tek mükellefiyet kaydı açılacaktır.”

13. “15.2. Vergi kesintisi oranına ilişkin Bakanlar Kuruluna verilen yetki” başlıklı bölümün son paragrafına aşağıdaki cümle eklenmiş ve “15.3.1. Birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işlerine ilişkin olarak yapılan hakediş ödemeleri” ile “15.3.2.1. Kooperatiflere ait taşınmazların kiralanması karşılığında yapılan kira ödemeleri” başlıklı bölümlerde yer alan “1/1/2007” tarihi “3/2/2009”, “2006/11447” sayısı ise “2009/14594” olarak değiştirilmiştir.

“3/2/2009 tarihinden itibaren uygulanmak üzere 12/1/2009 tarih ve 2009/14594 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı10 ile söz konusu kesinti oranları belirlenmiştir.”

14. “15.3.3. Her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan gelirler” başlıklı bölümde alt bölümler dahil başlıklar ve açıklamalarda yer alan “Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerden” ifadesi “Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetler ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından”, “Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerin” ifadesi “Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetler ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarının” şeklinde değiştirilmiş ve “15.3.3. Her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan gelirler” başlıklı bölümün sonuna aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.

“Tam mükellef kurumlar tarafından yurt dışında ihraç edilen tahvillerden elde edilen faizlerin vergilendirilmesinde, 279 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde11 yapılan açıklamaların göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

Tam mükellef varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen gelirlerden 2011/1854 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 2009/14594 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca 29/6/2011 tarihinden itibaren

  • · Vadesi 1 yıla kadar olanlara sağlanan gelirlerden %10,
  • · Vadesi 1 yıl ile 3 yıl arası olanlara sağlanan gelirlerden %7,
  • · Vadesi 3 yıl ile 5 yıl arası olanlara sağlanan gelirlerden %3,
  • · Vadesi 5 yıl ve daha uzun olanlara sağlanan gelirlerden %0

oranında vergi kesintisi yapılacaktır.”

15. “15.3.8. Vergiden muaf olan kurumlara dağıtılan kâr paylarında vergi kesintisi” başlıklı bölümde yer alan 22/7/2006 tarih ve 2006/10731 sayılı” ifadesi “12/1/2009 tarih ve 2009/14594 sayılı” şeklinde değiştirilmiştir.

16. “15.3.9.2. Portföyü Türkiye’de kurulu borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları üzerinden yapılacak vergi kesintisi” başlıklı bölümde yer alan paragrafın sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Söz konusu kesinti oranı, 2009/14594 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2008 yılı kazançlarına da uygulanmak üzere sıfır olarak belirlenmiştir.”

17. “15.3.9.3. Girişim sermayesi yatırım fonları veya ortaklıklarının istisna kazançları üzerinden yapılacak vergi kesintisi”, “15.3.9.4. Gayrimenkul yatırım fonları veya ortaklıklarının istisna kazançları üzerinden yapılacak vergi kesintisi” başlıklı bölümlerde yer alan “2003/6577” sayısı “2009/14594” olarak değiştirilmiştir.

18. “15.4. Vergi kesintilerine ilişkin beyannamenin verilme yeri ve zamanı” başlıklı bölümünün üçüncü paragrafının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“371 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yapılan belirlemeye göre muhtasar beyanname ertesi ayın başından yirmi üçüncü günü sonuna kadar verilebilecektir.”

19. “15.6.2. Vergi kesintisi oranı” başlıklı bölümde yer alan “22/7/2006 tarih ve 2006/10731 sayılı” ifadesi “12/1/2009 tarih ve 2009/14594 sayılı” olarak değiştirilmiştir.

20. “15.6.6. Avans kâr payı dağıtımı” başlıklı bölüm aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Kurumlar vergisi mükelleflerince avans kâr payı dağıtımı yapılması halinde, dağıtılan kâr payları üzerinden elde edenin hukuki niteliğine göre vergi kesintisi yapılacaktır. Kesilen vergiler, avans kâr payı dağıtımının yapıldığı aya ait muhtasar beyanname ile beyan edilecektir.

Avans kâr payı dağıtımında kurum ortakları açısından elde etme, kurumun yıllık safi kazancının kesinleşip, kârın nakden veya hesaben dağıtıldığı, diğer bir ifadeyle avansın kâr dağıtım kararı uyarınca dağıtılan kârdan mahsup edildiği tarihte gerçekleşecektir. Şu kadar ki; bu süre, ilgili hesap dönemine ilişkin beyannamenin verilmesi gereken tarihi içeren hesap döneminin sonunu geçemeyecektir.

Avans kâr payı dağıtılması halinde, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı hükümleri uygulanmayacaktır.

Ancak, hesap dönemi itibarıyla zarar doğması veya safi kazancın avans olarak dağıtımı yapılan kârdan düşük çıkması halinde, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı hükümleri uygulanacaktır. Aynı husus, birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işlerinin bitiminde zarar doğması veya safi kazancın avans olarak dağıtımı yapılan kârdan düşük olması halinde de geçerlidir. Bu nedenle, Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işleri ile uğraşan mükelleflerin, dağıtılabilecek avans kâr payı tutarlarını, devam eden işlerin gerçekleşen maliyet ve hakedişleri arasındaki müspet farktan, kesinti suretiyle ödenen vergiler, varsa geçmiş yıl zararlarının tamamı ile kanunlara ve esas sözleşmeye göre ayrılmak zorunda olan yedek akçeler düşüldükten sonra kalan kısmın yarısı üzerinden hesaplamaları gerekmekte olup bu hesaplamanın yapılması için ayrıca bir bilanço düzenlemesine gerek bulunmamaktadır.”

21. “30.2. Vergi kesintisi uygulamasına ilişkin Bakanlar Kuruluna verilen yetki” başlıklı bölümün son paragrafına aşağıdaki cümle eklenmiş ve “30.4.1. Birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işleri ile uğraşan dar mükellef kurumlara yapılan hakediş ödemeleri”, “30.4.2. Serbest meslek kazançları” ile “30.4.3. Gayrimenkul sermaye iratları” başlıklı bölümlerde yer alan “1/1/2007” tarihi “3/2/2009” olarak, “2006/11447” sayısı ise “2009/14593” olarak değiştirilmiştir.

“3/2/2009 tarihinden geçerli olmak üzere 12/1/2009 tarih ve 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı12 ile söz konusu kesinti oranları belirlenmiştir.”

22. “30.4.4. Menkul sermaye iratları” başlıklı bölümün üçüncü paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, dördüncü paragrafındaki “Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerden” ifadesi “Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetler ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından” şeklinde değiştirilmiş, beşinci paragrafı yürürlükten kaldırılmış ve dördüncü paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.

“Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesinde ise aynı Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (5) numaralı bendinde yazılı menkul sermaye iratları ile (1/1/2006 tarihinden önce ihraç edilen menkul kıymetlerden elde edilenler hariç) (7), (12) ve (14) numaralı bentlerinde yer alan menkul sermaye iratları üzerinden %15 oranında kesinti yapılacağı hükme bağlanmıştır.”

“Tam mükellef kurumlar tarafından yurt dışında ihraç edilen tahvillerden elde edilen faizlerin vergilendirilmesinde, 279 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılan açıklamaların göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

Tam mükellef varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen gelirlerden 2011/1854 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca 29/6/2011 tarihinden itibaren

  • · Vadesi 1 yıla kadar olanlara sağlanan gelirlerden %10,
  • · Vadesi 1 yıl ile 3 yıl arası olanlara sağlanan gelirlerden %7,
  • · Vadesi 3 yıl ile 5 yıl arası olanlara sağlanan gelirlerden %3,
  • · Vadesi 5 yıl ve daha uzun olanlara sağlanan gelirlerden %0

oranında vergi kesintisi yapılacaktır.

Öte yandan, her nevi alacak faizlerinden, 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca 3/2/2009 tarihinden itibaren

  • · Yabancı devletler, uluslararası kurumlar veya yabancı bankalardan ya da bulunduğu ülkede mutad olarak kredi vermeye yetkilendirilmiş olup sadece ilişkili bulunduğu kurumlara değil tüm gerçek ve tüzel kişilere kredi veren kurumlardan alınan her türlü krediler için ödenecek faizlerden (katılım bankalarının kendi usullerine göre yurt dışından sağladıkları fonlar ve benzeri kaynaklar için ödedikleri kâr payları dahil) %0,
  • · Bankaların 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca uygun görülen ikincil sermaye benzeri kredileri ile bankaların ve diğer kurumların bir akım veya varlık portföyüne dayalı olarak yurt dışında menkul kıymetleştirme yöntemiyle temin ettikleri kredileri için ödenecek faizler üzerinden %1,
  • · Katılım bankaları tarafından ödenen kâr payları hariç olmak üzere, mal tedarikinden kaynaklanan vade farkları üzerinden %5,
  • · Diğerlerinden %10

oranında vergi kesintisi yapılacaktır.

Ayrıca, bankaların 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca uygun görülen ikincil sermaye benzeri kredileri ile bankaların ve diğer kurumların bir akım veya varlık portföyüne dayalı olarak yurt dışında menkul kıymetleştirme yöntemiyle temin ettikleri kredileri için ödenecek faizler üzerinden yapılacak vergi kesintisi uygulamasında, bahse konu kredi temini işlemlerine yönelik sözleşmelerin Kararnamenin yürürlük tarihi olan 3/2/2009 tarihinden önce düzenlenmiş olması halinde ödenecek faiz tutarlarının, 2006/11447 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı dikkate alınmak üzere vergi kesintisine tabi tutulması gerekmektedir.”

23. “30.4.5. Gayrimaddi hakların satış, devir ve temliki” ile “30.4.8. Sergi ve panayır kazançları” başlıklı bölümlerinde yer alan “1/1/2007” tarihi “3/2/2009”, “2006/11447” sayısı “2009/14593” olarak; “30.4.6. Dar mükellef kurumlara veya kurumlar vergisinden muaf dar mükelleflere dağıtılan kâr payları” başlıklı bölümde yer alan “22/7/2006 tarih ve 2006/10731 sayılı” ifadesi “12/1/2009 tarih ve 2009/14593 sayılı” olarak, “30.4.7. Yurt dışı iştirak kazançları üzerinden dar mükellef kurumlara dağıtılan kâr payları” ile “30.4.9. Yıllık veya özel beyanname veren dar mükellef kurumların menkul sermaye iradı sayılan kazançlarından ana merkeze aktarılan tutarlar” başlıklı bölümlerde yer alan “2006/10731” sayısı “2009/14593” olarak değiştirilmiştir.

Tebliğ olunur.

Özel Tüketim Vergisi Oranlarında Değişiklik

Özel Tüketim Vergisi Oranlarında Değişiklik

Özel Tüketim Vergisine Tabi Bazı Mallarda Özel Tüketim Vergisi Oranlarında değşikliğe gidilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı Resmi Gazetede Yayınlanarak Yürürlüğe girdi

 


SGK 4/B Prim Tahsilatları Sistemi Hakkında Duyuru

 T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI Strateji Geliştirme Başkanlığı

DUYURU
4/B PRİM TAHSİLATLARI SİSTEMİ HAKKINDA DUYURU

Bilindiği üzere, 2011/71 Sayılı Genelge ile taşra birimlerimizin vezneleri ile kullandıkları banka hesapları kapatılmış, tahsilat işlemlerinin MOSİP Sistemi üzerinden sağlanacak servislerle bankalar tarafından on-line gerçekleştirilmesi öngörülmüştür.

Bu doğrultuda geliştirilen uygulama 01/01/2012 tarihinde pilot mahiyetinde hayata geçirilmiĢ ve 01/02/ 2012 tarihinde gerçek uygulamaya geçilmiştir.

Bu kapsamda 4/B sigortalılarına ait prim alacaklarının tahsilatına da başlanmış, Nisan 2012 ayı tahsilatları T.C. Ziraat Bankası, T.Vakıflar Bankası, Halk Bankası ve Akbank tarafından yeni sistem üzerinden gerçekleştirilmiştir. Bankalar bazında Ülke düzeyinde pilot mahiyetinde yürütülen bu çalışmanın sonuçlarının Başkanlığımız tarafından başarılı olduğu değerlendirilmiştir.

Bu sebeple, 07/05/2012 tarihinden itibaren 4/B sigortalılarına ait prim tahsilatları MOSİP on-line tahsilat sisteminden gerçekleştirilecek, eski Bağ-Kur Tahsilat Sistemi uygulamaya kapatılacaktır.

Bilgilerini ve ilgili tarafların bu doğrultuda bilgilendirilmesini arz/rica ederim.

TURMOB Uzaktan Eğitim Test 9-14 Mayıs Başlıyor

Değerli Arkadaşlar,

Turmob Uzaktan denetim eğitiminin bir parçası olan “Kendinizi Deneyin, Kendinizi test edin” uygulaması, 9-14 Mayıs tarihleri arasında yapılacaktır.

9-14 Mayıs tarihleri arasında istediğiniz gün ve saatte egitim.turmob.org.tr portalından daha önce giriş yaptığınız gibi sisteme giriş yapabilirsiniz.

Portaldan “kendinizi deneyin” başlığına girip soruları yanıtladıktan sonra tarafınıza; “Kendinizi Denemeye Devam Ediniz” (tekrar tekrar deneme şansına sahipsiniz) yada “Denetim Sınıf Eğitimlerine Katılabilirsiniz” mesajı gelecektir. Yüz yüze eğitimlere devam edebilmek için “Denetim Sınıf Eğitimlerine Katılabilirsiniz mesajını alıncaya kadar denemeniz gerekmektedir.

Sistemden kaynaklanacak olası sorunların oluşması halinde “Kendinizi Deneyin” i tamamlamanız için her türlü önlem alınmış olup gerekli kolaylık sağlanacaktır.

“Denetim Sınıf Eğitimlerine Katılabilirsiniz” mesajı, Odamız tarafından yapılacak olan yüz yüze Denetim Eğitimlerine başvuru yapabileceğiniz anlamına gelmektedir. Yüz Yüze eğitim başvuru tarihleri daha sonra duyurulacak ve Odamız internet sitesinden ismmo sitesinden başvuru yapabileceksiniz.

Bu süreci mutlaka tamamlayacağınıza yürekten inanmaktayız.

Meslektaşlarımıza başarılar…

  • Partner links

    casino maxi
    音楽 高校
    elektronik sigara
    Registry Cleaner
    maurers